"Enter"a basıp içeriğe geçin

Aforizmalar

İnsana bu varlık âlemindeki seyahatini kolaylaştıracak binek lâzım olduğu vechile bu bazen at, bazen eşek, bazen katır, bazen de deve olabilmektedir. Eşek; bilimdir… Ağır ağır yol alır ve hem insanı hem de onun yüklerini terkisinde taşır. Katır; felsefedir… Bu da; hem insanı hem de yükünü taşımasına mukâbil diğerinden hem daha ziyâde yükü omuzlar hem daha hızlı ve uzun mesâfe gider. At; bilgeliktir… Hele de iyi yetişmiş ve cins olanı ise; lüzumsuz yükleri bir kenara bırakır ve rüzgârla kardeş olarak türlü vâdileri aşar. Deve; edebiyat ve san’attır… Etrâfını (tabîatı, hayâtı) temâşâ ederek salına salına, âhenkle ve zarâfetle yola revân olur. Bir de; herkesin kolay ulaşamayacağı başka başka iklîmlerde uçup dolaşan, herkesin yanına inmeyen, inse de fazla durmayan Zümrüd-ü Ankâ kuşları vardır ki bunlar da velîlerdir… Kezâ; taşıdıkları muştulu haber ve bilgileri duyabilmek, duysa da idrâk edebilmek her kişinin harcı olmadığından ancak ehlinin yanına konaklar ve daha sonra tekrar kendi iklîmlerine dönerler…

(“Aforizmalar 1” kitabından)

 

“Aşk” Mahbûb-u Hakîkî’nin lûtfettiği en büyük “kıyak” ve dahî bir çift “kanat” olduğu vechile bu minvâl üzere “zümrüd-ü ankâ” olmaya namzed âşığın “hakîkat diyârı”na vâsıl olabilmesine “vesîle” olabilecek “seyr u seyâhat”ini tamamlayabilmesi ise “akıl” denilen dengeyi muhâfaza edici “kuyruk” ile o “bir çift kanat”ın “müşterek teşrîk-i mesâî”si netîcesi mümkün olabilir!!!

(“Aforizmalar 2” kitabından)

 

Nefsinizi terbiye etmek istiyorsanız, “Türk Kahvesi” içmeyi “alışkanlık hâli”ne getirin!.. Tuhaf mı geldi?!.. Öyleyse; bizahmet, dikkat buyurun!.. Evvelâ, Türk motifli ve nezîh bir fincan takımı ile bakır cezve lâzım… Bu; “estetik” ve “âhenk” hissinize hitâb eder!.. Bilâhare; kahveyi, her seferinde kendiniz yapın (tabî ki evde olduğunuzda)… Bu; isteklerinizin “bedel”ine katlanmaktır!.. Cezvenin boyu (kişi sayısına göre), kahvenin ve şekerin miktârı, ateşin ayarı… Bunlar; “ölçü” unsûrunun hayâttaki önemidir!.. Fincanı hazırlayın… Cezveyi ocağa, kahveyi cezveye koyun… Şeker ilâve edin… İçeceğiniz fincan ile su ekleyin… Su, soğuk olmalı… Ateşi açın… En kısık ayarda… Bir çaykaşığı ile de yavaş olarak karıştıracaksınız… Az karıştırdıktan sonra kaynamaya bırakacaksınız… Köpürüp kabarmasının geri çekilmeye başlayacağı ânda alıp fincana dökeceksiniz… Duruma göre; köpük ayarlama veya paylaştırma için, dökmeyi iki seferde yapıp son bir kez ateşe tutacaksınız… Fincana döktükten sonra yanına bir bardak soğuk su koyacaksınız… İçmeye başlamadan önce sudan 1-2 yudum alacak ve ağzınızdaki tadları nötrleştireceksiniz… Şimdi kahvenizi yavaş bir biçimde içeceksiniz… Buraya kadar olanlar da; “usûl ü erkân”ın önemini öğretir!.. Kahve pişerken başında bekleyecek ve gözleyeceksiniz… Bu; “sabır”, “dikkat” ve “irâde” mefhûmlarının her işte önemli olmasını öğretir!.. Türk Kahvesi küçük fincanda içilir… Bu ise; “hazlar”ın güzellik ve kıymetinin az olmalarında olduğunu gösterip dünyâya ne miktar “rağbet” edeceğinizi bildirir!.. Türk Kahvesi “zahmet”li olduğu cihetle iyi şeylere nasıl ulaşabileceğinizi anlarsınız!.. Hazır kahve (neskafe), yalnız veya mecliste aynı tadı vermesine mukâbil; Türk Kahvesi, tek başına olduğundan ziyâde başka sevdiğiniz insanlarla içildiğinde mukâyese edilemez derecede katlanan bir haz verir… Bu da; bir şey az da olsa, onu “paylaşma”nın erdemidir!.. Kahveyi içtiniz, bitti… Âfiyet olsun… Ama, olay henüz bitmedi!?.. Cezve, fincan, çay kaşığı, su bardağı ve belki tepsiden oluşan bulaşığı; kendiniz yıkayacaksınız… Bu; yaptıklarınızın ve elde ettiklerinizin “sonuçlarına katlanmak”tır!.. Hemen yıkayacaksınız… İşleri “ertelememek önemli”dir!.. Şimdi tamam… Haa… Unutmadan… Son ve belki en önemli husûs!.. Elinizden gelen bütün “gayret”i sarf ederek her şeye “riâyet” edip de mümkün olan “îtinâ”yı gösterdiğinizden sonra; yaptığınız kahve nasıl olursa-olsun, onu içeceksiniz!.. Bu da; üzerine düşeni yaptıktan sonrasını kabûllenip netîceye ve nasîbe “râzı olmak”tır!.. Gördünüz mü?.. Türk Kahvesi ile “nefs terbiyesi” olur muymuş!.. Atalarımızın da dediği gibi: “Maksad”; ne kahvedir, ne kahvehâne!.. Maksad; muhabbet!.. Nefs terbiyesi ile ulaşılabilecek olan “İlâhî Muhabbet”!!! Yoksa, kahve içmek değil!.. Hadi size kolay gelsin!?..

(“Aforizmalar 2” kitabından)

Latest posts by Vedat Ali Özkan Kayacı (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.