"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ağzı Kirlenmiş Çağ

Su yürüyor parmak uçlarımı ezerek
Aklı çelinen kalabalıklar
Ki tepinip dururlar beynimde.
Sabahı boyayan çocuklar görürüm
Düşleri ağrıyan anneler.
Kucağına gölge düşmüş duvarlar
Aklıma takılıp dururlar.
Sonra henüz yıkanmış ellerimle
Bakir hayaller dürerim yalnızlığa.

Göğün çivit mavisine döndüğü
Hem rüzgârların ılık ve oldukça
Sahici usanç üfürdüğü
Sesimin bin yerinden bölündüğü
Ah, ölenlerin bedensiz gömüldüğü
Delilerin durmaksızın seğirttiği
Uykularımda rüyaların söküldüğü
Zamanlardı ruhumu kabzeden.

Bir vakit kuş görsem,
Boşluğu boğan kanatlarıyla
Henüz yeni aldanmış
Toy adımlar yakıştırsam yanına.
Bin vakit düş görsem,
Soluğu kesen uyanışlarla
Söylenmesem, söyletmesem
Hep söylesem.
En yakışıklı gölgemi astığım
İs giyinmiş duvarlar
Şehvetli yaslanışlara şahit
Ağrıyan yanlara aşina.
Şu boyasız ve aynasız dünyada
Ömürler ki eşsiz birer manzara.

Nihayet su duruyor alnıma çarparak
Ağzı kirlenmiş çağ kalıyor.
Ve insan nalsız bir at gibi
Koşuyor oradan oraya
Yalınayak, yaralanarak,
Yarılanarak…

Latest posts by Hatip Çiçek (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.