"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ben Meseli – 25

Gözünü açtığında çözülmemişti düğüm

Göğe asılan yıldızlar henüz terk etmemişti yerini

Her yanımız Uhud’du ama duruyordu hepsi salıncak

Gözünün önünde dolaşan keder bulutları ile

Zamana ve mekana ait olan ne varsa hepsini

Tek tek ve bütünüyle geride bırakıyordu keder

Toz bulutu gibi üzerimizde dönüp duran bu kasırga

Bazen bir zam olarak bazen KDV bazen koalisyon

Bazen aşk bazen kâbus bazen müthiş bir imtihan

Takatsiz kalıyordu adımlarımız nefeslerimiz buz

Çinko dam her sallandıkça tepemizde

Yeni bir ihtilâle hazırlanıyor gibi yerküre

Baba sen işte bu gelgitler arasında sayıklarken

Günler geçiyordu geceler uzuyordu ama bilmiyordun

Her gün binlerce hücre hicret ediyordu bedeninden

Kimi Atina’ya kimi Berlin’e kimi Moskova’ya

Kimi Mekke’ye kaçan mahkûmlar gibi

 

İlk bilgisayarı IBM getirmişti kocaman görmüştün

Tıpkı demiştin insan gibi okuyabiliyor zihnimizi

IBM 650 kaderiniz olacak çocuklar ben okuma da bilmem

Sonra biz bilgiyi kendimiz saydık yıllarca

Ahlâk mesela öğretmedi hiçbir makine buzlu cam dâhil

Sen öğrettin nefesini sayarken bile erdemi ve aşkı

Evlerin tavan arasına kaçan namus gibidir samimiyet

Sevin ve erdemli olun derken bir tek biz duyduk sesini

Ve paylaşın çocuklar ne olursa olsun

Azalan ve çoğalan ne varsa elinizde Allah daha da verir

 

Bir kış günü kuru mısır püskülü sıcaklığında ülkem

Yeniden üretirken değerlerini ve yeniden

Işkına su yürürken bağda bahçede

Gitmeye bıraktın adımlarını ve dönmemeye

İçimize ısırgan yangını bırakarak gideceğini

Bilemezdik baba çünkü devrim tamamlanmıştı

Televizyon renkliye geçmiş Orhan Gencebay özgür

Yılbaşılar dansözlü olmaya başlamıştı şükür

Rahat mı batsındı cebimiz para görmüştü

Koç teneke yığını serçe şahin kartal hediye etmişti ucuz

Vita kuyruklarında beklemiyorduk gaz sebil

Kimse çalmıyordu komşusunun odununu

Ama baba sen gidiyordun yavaş yavaş

Ve bu gidişin hiçbir şeye tahvil edilemiyordu

Latest posts by Özcan Ünlü (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.