"Enter"a basıp içeriğe geçin

Bir Aşk İçin Yeni Bir Fasıl / Nirengi

Ölüm olsa ne yazar senin adın; dağ olsa, deryâ olsa

Taç yapraklarına bir gülün kaç kez aykırı değdi rüzgâr?

Kaç terennüm yayılacak senden bulutlara; kaç sayha?

Kaç harf, kaç ayrılık, kaç belâ? Bilmez değilsin ya

 

Ölme çocuk, evvel ergenlikte… En leylî yıldızlardan geç

Suyollarının ince hışırtısında yüreğin; vay ki ne gençsin!

Nice mezarlıklar gece karanlığında vurup aldı başını

Her bir yerde, zamanın her anında, aşkın dolaylarında

 

Bir çözebilsem kendimi, acemi kedilerce dolanan ip

Kendini örten bir gölge gibi unutulup kaldı ya garip

Âh benim yitip giden ömrüm, kayıp duran günlerim

Aşk bir ejderhaymış meğer, nasıl da bilemedim

 

Deniz giriyor pencereden dört mevsim, yirmidört saat

Gemiler geçiyor, tekneler… Yerli yerinde birkaç ada

Gece, yüzüyor ışıklar içerisinde; bir hüzün, bir hüzün

Sendeki kırık keder, iskandil çiçekleri çoğaltıyor bende

 

Yakından gördüm o adaları, sızım sızım yalnızlık

Sessizlik, durgunluk, yolcusuzluk; güneşte bir kedi

Bir kedi, bir de kuyruğu yanıbaşında, işte hepsi bu

Bir ada bu işte, dışarıda deniz ana avrat düz gitse de

 

İçim içimden kopuyor, başımı dünyaya kaldırdığımda

Hiçbir şey yerleşmiyor yerli yerine, dönüp duruyor vertigo

Oysa dağlar eskisi gibi, gök masmavi olacak, aydınlansa

Varsıl yanımda benim, Harran’da yaşamış bir Eyyûb olsa

 

Kendimi çoğaltıyorum bir sevgide, birçok kere, yeniden

Çağdaş bültenlere geçen yaraların da vardır sevilecek yanı

Satış pazarlama seksiyonunda çalışan kızların, sözgelimi

Bir kalbi vardır değil mi, milyonlarca yıl önceki gibi; yaralı!

 

Âh! Benim viran ömrüm, ne gördün leylîlikte, ne vardı?

Bu yazı yorumlara kapalı.