"Enter"a basıp içeriğe geçin

Bir Derginin Anatomisi

Bir an için dergilerin de tıpkı insanlar gibi nev-i şahsına münhasır kişiliklerinin ve onları o yapan karakterlerinin olduğunu düşünün. Tıpkı insanlar gibi sevimli, sevimsiz; uyumlu, uyumsuz; keyifli, keyifsiz; olumlu, olumsuz; kültürlü, kültürsüz… olabileceklerini düşünün. Tıpkı insanlar gibi, deneyimlerle, yaşanmışlıklarla, tecrübeyle kendi kendisini geliştirebileceğini ya da tam aksine gelişimini sürdüremediğini düşünün… Ve elbette, her karakter ve kişilik sahibinin bir kılık kıyafet, bir giyim kuşam tarzına da sahip olduğunu, yerleşik olarak yaşadığı bir muhitinin olduğunu, bir yere ait olduğunu bu tasavvura ekleyelim.
Bu türden bir bakış geliştirmek bize ne sağlar? Bu bakışın bize, her mevkutenin kendine özgü karakteristik özelliklerini okumaya dair ilginç bir fırsat sunduğunu, yeni anlama imkânları geliştirdiğini düşünüyorum. Herhangi bir dergiyle gözgöze gelmenin, ses tonuna şahit olmanın, mimiklerini izlemenin keyifli bir deneyim olduğuna inanıyorum. Bu deneyim esnasında, derginin kendine özgü ses tonu ile kurmayı tercih ettiği cümleleri, herhangi bir şey ile ilgili öznel görüşünü keşfetme imkânı buluruz. Olgular karşısındaki tutumuna dair izler görürüz; verdiği normal tepkileri, aşırı tepkileri, duyarsızlıkları.. gözleme imkânı buluruz.
***
Fanzin dergilerinin hesapsız ve uçarı kişilikleri çok kışkırtıcıdır. Ticarî bir değer taşımayacak şekilde alımsız ama özgün; hatta sadece ilgilisine ulaşacak şekilde umursamaz bu dergiler, istisnasız bir özgünlük taşırlar. Elbette doğası gereği, sadece o güzergâh üzerinde kişilerin beslenebileceği ve iletişim kurabileceği bir dil kullanmalarından dolayı sınırlı bir takipçi ile yetinirler.
Daha geniş kitlelere ulaşma hedefi taşıyan dergiler ise, hedefe uygun bir dil evreni içine yerleşmek zorunda kalırlar. Bu dil, hem konunun anlatıldığı üslûbu içerir, hem de görselliğin oluşturduğu dili de içerir. Bu alanlarda sürekli bir “alt metin”, arka fonda sürekli çalışan ve iş gören bir değer üreticisidir. Okurunu motive eder, yönlendirir, ikna eder, aidiyet duygusunu organize eder.
Biraz bu “alt metin”den bahsederek, bahs-i diğere geçelim. Bir mevkutenin yukarıda bahsettiğimiz vechile kendine özgü kişiliğini oluşturan bir yorumlama, düşünme biçimi, anlama düzeneği var elbette; fakat bizim bazen hemen göremediğimiz bir “esas oğlan” karakteri perdelenmiş olarak orada durur. Bu karakter ile ilgili bir yardımcı metinden faydalanırsak, Michel Foucault’nun, National Geographic dergisi ile ilgili çözümlemesi tam denk düşecektir. Aylık ortalama okur sayısı 40 milyon civarında olduğu tahmin edilen National Geographic’in karakteristiğini çözümleyen Focuault şu dikkat çekici analizi yapıyor: “National Geographic’in bakışı, Batılı-olmayan insanların gözetlenmesini sağlayan uluslararası güç ilişkilerinin kılcal damar sisteminin bir parçasıdır”. Dünyanın her yerine “bakış” yapan, görsel niteliği yüksek fotoğraflarla bu “bakış”ın disipliner sacayaklarını inşa eden metinlerle sunan dergi aslında, Amerikan değerlerini ve geleneklerini kollayan, kendisi dışındaki dünyaya sahip olan “beyaz-adam” ideolojisi ile bakan ve tutumuna insanları ikna eden bir konsepte bürünmüş olması.
Bu konuda ikinci önemli örnek Cosmopolitan dergisi. Küresel ölçekte bir “kadın” imgesinin oluşturulması için trendler ve anlayışlar oluşturan dergi, büyük bir ekonomi çarkının da merkezinde yer alıyor. Kozmetik sanayii, moda ve giyim sanayii “Cosmo kadını” imajları üzerinden gelişiyor. Bu “kadın” Amerikalı ve Amerika’da yaşayan bir kadın değil elbette. Afrika’da yaşasa da bu imgeye biat etmesi, uyması ve tüketim çabası içine girmesi gereken hedef kitle olarak tanımlanır.
Bu konu üzerinde epeyce durmak gerekir, fakat bu yazı sınırlarında değinerek geçmemiz gerekecek. Buradan mülhem, söylememiz gereken şey, dergilerin sadece bir dergi olmadığı, bir kültür taşıyıcısı, bir görüşe ikna edici, bir form oluşturucu, bir dil geliştirici olduğunun altını çizmek.
***
Eğer ucuz bir heves üzerine kurulu değilse, bizde de dergilerin bu tür roller üstlenmesi beklenir. Ucuz hevesten kastım, lise dönemlerinde hemen hemen dergi çıkartan herkesin yaşadığı serüvene atıfta bulunuyorum. “Bizim Ahmet’ten de yazı alırız”, “Edebiyat hocamız bize yazı verir”, “Neden Emine’ye de sormuyoruz, o da yazı verir belki bize!” türünden “dergi çıkartmayı” tanıdık başkalarının iradesine ve sağlayacağı katkının niteliğine teslim olan bir anlayış ile oluşturulan bir hevesten bahsediyorum. Bu heves genellikle bir bilinçli konsepte bürününe kadar böyle gider. “Şu konuya da bakmamız lazım!”, “Filanca konuda şunları söyleyen bir yazı yazmamız gerekir!” gibi kimlik, kişilik ve karakter kazanmaya yönelik irade ortaya çıkana kadar bu durum böyle devam eder.
Dergicilik serüvenimiz 1980 öncesi dönemlerde katı ideolojik ve sloganlar atmaya yönelik bir seyir izlerken, 1980 sonrası dönemlerde Batılı anlamda “magazine” türü ile aşama aşama tanıştığımız bir süreç oldu. Büyük medya grupları oluştu ve dünyadaki yaygın ve popüler dergilerin Türkçe versiyonları yayımlanmaya başlandı. Bu süreç, bir derginin nasıl ve hangi formlarda yayımlanabileceğine ilişkin karşılaştırmalı fikirler oluşmasına katkı sağladı. Fakat bu katkıların yüzey ile, görünüş ile ilgili, derginin fiziksel yapısı ile ilgili olduğunu ve sadece gösterilen örneklerle sınırlı olduğunu söylemek gerekir. Örneğin, “kuşe kağıt”a basılmış bir dergi ilk zamanlar “çok kaliteli” imajını oluşturuyordu ve kaliteli bir dergi ancak “kuşe kağıda basılı” bir dergi olmalıdır, batıl inancını oluşturuyordu. “Kuşe kağıda” basılan bir dergi için de finansal bir güç gerekiyordu ve bu finansal güce kavuşan kuşe kağıda basılı bir dergi elde edebiyordu. Fakat bir türlü “kaliteli dergi” olmuyordu!
“Kaliteli bir dergi”nin nasıl olması gerektiği ile ilgili elbette birçok çözümleme yapılabilir. Hem kıyas ve karşılaştırma oluşturmak, hem de bir konsept analizi yapabilmek için geçtiğimiz günlerde yayımlanan Z dergisinin anatomisi üzerinde birkaç değini yapmak gerekir. Zeytinburnu Belediyesi, sadece İstanbul’un 39 ilçe belediyesi arasında değil, bütün Türkiye yüzeyinde yerel yönetimler açısından öncü bir kültür yayıncısı belediye. Hem kültürel etkinliklerdeki başarısı, hem de kültür yayıncılığındaki başarısı entellektüel camia tarafından takdirle ve dikkatle izleniyor. Zeytinburnu Belediyesi dergi yayınlama konusunda da kolayca aşılamayacak bir eşik oluşturdu Z dergisi ile.
Z dergisi, kendisini “tematik” olarak tanımlayan bir kültür-sanat-şehir dergisi. “Tematik” dendiğinde, seçtiği kavrama derinlemesine bakan, tarihten günümüze sürecini ele alan, farklı kültürlerdeki durumuna karşılaştırmalı olarak bakabilen, günümüzdeki durumunu anlamaya çalışan çok katmanlı bir içeriğe işaret ediyor.
“Kültür-sanat” kavramlarının kazandığı anlamlar dünyası iktidarda olan siyasî düşüncenin yaklaşımları dolayısıyla ciddi bir tıkanma yaşıyor. “Kültür ve sanat” hem önemsenmiyor, itibar edilmiyor; hem de önemsendiğinde sadece birkaç başlıkla ele alınabilecek bir indirgemeci yaklaşımın dışına çıkılamıyor. Bu anlamda “kültür-sanat” dendiğinde nasıl bir genişleme oluşturulabileceğinin örneğini Z dergisinde görme imkânı buluyoruz. Tema olarak “Bitki Ressamlığı”nı seçen dergi, bu özel alana hem tarihsel seyri açısından bakış geliştiren bilgilendirici yazılar sunuyor, hem kendi tarihimiz açısından bu sanatın dönüm noktalarını, köşe taşlarını ortaya koyuyor. Halihazırda dünyada bu konunun nasıl bir gelişme ve seyir izlediğini de güncel yorumlarda bulabiliyoruz.
“Bitki ressamlığı” konusu, “kültür-sanat” alanına indirgemeci yaklaşan mühendis bakışının hiçbir şekilde itibar etmeyeceği bir konu. Bu konuya böylesi bir cesamette yaklaşmak, elbette cesaret istiyor.
Z dergisinin önemli bir iddiası var: konuştuğumuz konuları hep içeriden ve bizbize ortamlarda, bizbize konuşurken değil, artık bu indirgemeci tutumu terk ederek ve dünyaya anlatacak şeylerimiz var, motivasyonu ile belki de evrensel diyebileceğimiz bir dil geliştirme denemesi diyebileceğimiz bir iddia.
Bir “yerel” yönetimin böyle bir iddiayı taşıması elbette çok cüretkâr. Fakat ortaya konan örneğe bakıldığında, bunun mümkün ve heyecan verici arayüzlere sahip olduğunu görüyoruz.
Bu yönüyle, halihazırda yerel yönetimlerin matbaa baskısı ile sonuçlanan yayınlar ürettiğini görüyoruz. Fakat bu yayınların büyük bir israf olduğu, tekabül ettiği herhangi bir kültürel odak noktası olmadığı, hatta bazı kültür-sanat kavramlarının içini boşaltarak tahrip ettiğine dair eleştiriler duyuyoruz. Bu eleştirilere haklılık payı veren ölçüsüz masrafların yapıldığı ama kıymet içermeyen matbaa baskılı işler ne yazık ki, niteliksiz bir eşik oluşturdu ve yerel yönetimler bu eşik altında işler yapıyor. Zeytinburnu Belediyesi’nin ürettiği Z dergisi bu anlamda hakikaten çok cüretkâr ve kültür hayatımızdaki eşikleri hırpalayan ciddi ve heyecan verici bir katkı.
Öte yandan “tematik” bir yayının nasıl bir zenginlik içermesi ile ilgili yine eşik tanımlayan bir yayın. Yerel bir belediyenin doğal olarak “yerel” bir bakış ile bakması olağan sayılır ve ümit edilir. Z dergisinde, yerel kavramlardan kalkarak, İstanbul’u, hatta millî kültürü temsil etmeye yönelik bir içerik ve yaklaşım inşa edildi. Hatta bir adım daha öteye geçerek, uluslararası kültür sanat camiaları açısından da yeni bir bakış, yeni bir yaklaşım, yeni bir içerik dili olacağını ümit ediyoruz. Bu açılardan da, hep içeriden bir dil ile kendi kendimize konuştuğumuz bir alışkanlıktan, dış dünyaya doğru konuşmaya başladığımız bir yayın örneği oldu.
Tasarım ve görsellik açısından da belirli bir niteliğin üzerine çıkma, nitelik elde etmeyi zorlama, fedakârlık ve emek göstererek kalite oluşturma konusunda hakikaten iyi bir örnek olduğunu da söylemek lazım.
Z dergisi, yılda 4 sayı olacak şekilde, sadece 7 sayı yayımlanacak bir dergi. 7 sayılık temanın belirlendiği ve çalışıldığını düşündüğümüzde, bu hali ile de kendine özgü koleksiyonerlerini oluşturacağı ve nadir yayınlar listesine gireceğini söylemek lazım..
Modern dergicilik tarihi açısından da bakıldığında çok saygı uyandırıcı bir performans olan bu derginin, dergi formatı ve konsepti anlayışlarının da değişmesine katkıda bulunacağını düşünüyorum.

Latest posts by Muhammed Nur Anbarlı (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.