"Enter"a basıp içeriğe geçin

Burukluk

üstüne sedef tozu dökülmüş sanki
ne çok yakın ne çok uzak
kenardayım biraz, geçiyor işte
aydınlık bir su gibi her şey

elimi uzatsam bir sırra dokunacak sanki
sese bürünmeden daha
tükenecek kelimelerim
vazgeçiyorum nedense
sonra duruyor ve susuyorum

mor elbiseleri seramiklerden ışık süpüren
bir kadın gülümseyerek geçiyor
unuttuğu bir şeyi düşünür
gibi bir dalgınlığa bakarak

gidelim burdan diyecektim ki
anlaşılması güç bir yadırgama duygusu
yaptırıyor bana bazı şeyleri
hatırladım bunu ve sustum sonra
başka başka şeylerden konuşulup duruldu

bir balkona çıkıp seslendim kendime
ruhumda uzayıp giden ıssız sokağa bakarak
dedim özür dilerim senden ey benliğim
çıldırtan dalgınlıklarım için
sahibini terk etmeyen köpekler gibi
eski bir buğudan bakan ellerim
sizden de

tanıyorum seni başka bir zamandan sanki
böyle demişti kadınlardan biri
beyaz bir güvercin uçmuş da
kanatlarının uğultusu dinmemiş
alnından hatırladım bunu

içerlek bahçelere doğru
bir şey çekiliyor olmalı
bir boşluk başlamış oluyor çünkü
ben daha geçmeden ordan

çok küçükken terk ettim babamı ben
aynı gökyüzü ve
aynı saatlerdi hatırlıyorum
çocuklar gelip geçiyor sokaktan yine
ellerinde birer bulutun ipiyle
bakıp düşünüyorum,
fakat bu neden böyle?

Latest posts by Tunay Özer (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.