"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Yazılar

Çağrı

Yağmur yağarken Tebessüm etmişken toprak Çocuklar başını gökyüzüne çevirmiş Tuhaf çığlıklarla dudaklarını yormuşken Yüzün henüz ıslanmışken gel… Yalınayak düşler Destursuz sokulmuşken Uykunun uysal kucağına Duaya…

Islık

Beton dağların arasında ilerliyorlardı. Abdülkerim birkaç yıldır burada yaşıyor olmasına rağmen hâlâ bu beton dağlara alışamamıştı. Üç tarafı mavi denizle çevrili yemyeşil bir kara parçasının…

Çocuklar

Bir eliyle paketi kolayca açıp içinden sigarayı çıkardı ve boşta kalan eliyle de masanın üzerinde çevirip durduğu çakmağı yaktı. Başını eğip ağzının ucundakini tutuşturmak üzereyken…

Gaz Görevi

Birkaç kişi dışında ayakta bekleşiyoruz. Taburelerde yaşlılar değil, kapanlar oturuyor. İnsanları kuyrukta bekletmektense sıra numarası verilmesi çok iyi. Araya kaynak yapılmasını da önlüyor üstelik. Sigara…

Kül vb.

ve değişik bir bahar kokusu sürükleniyor avuçlarının içinde kapının dibine denizler dökülüyor gümüşten akşam sarısı güvercinler sonra korkulu sarmaşıklar çiçeklenir ve şekillenir bahçe duvarının derinlerinde…

Yalgı

Mustafa Pınarbaşı için… I. biz batıpark’ta kuşlara şiir içirirdik II. ey şairim diken gibi battı saatler ekim-kasım yaralarıma şiirin suphisi / tatlı serseri yalnızlığın piri…

Kâhin

“Azrail bile ayağıma kadar geliyorsa! Sen neyin derdindesin?” diye yazmıştı günlüğüne. Ama sayfaları karıştırıp bu ifade ile tekrar karşılaşınca çok korktu. Bir hilal kaş uğruna,…

İnsan

hamdolsun Allah’a inandığım kadar inandım insana aralarında bir mısra kadar en uzun yolculuk insanla Allah Allahla insan arasında bundandır yalnızca kalbimize sığar mekandan münezzeh olan…

Fleya

İnsanlar bir yaz günü, pamuklu astarıyla neredeyse iki kilo olan montu neden elimde taşıdığımı sorguluyor olmalıydılar. Uzun yola çıkmak üzere olduğum için yanıma tedbir olsun…

Gün Gri

Yerin altından açılan ağızdan dışarı çıktığımda kötü bir şeye tanık olacağımı nereden bilirdim. Metro istasyonunun çıkış kısmına yeni varmıştım. Gökyüzü kendisini göstermekte cimri; yorgun bulutlar…

İldiko

Bozkırda koşan atların toynak sesleri ve burunlarından fışkıran sıcak nefes, binici Alpagutların kılıç ve üzengi seslerine karışıyordu. Tuna’ya kadar doludizgin sürüp giden bu akın, Rus…

Düş İğnesi

Kaldırımda yapraklar koşuyor. Ben duruyorum. Çıkmıyorum önlerine. Kesmiyorum yollarını. Koşan yaprak harıltısı, ezilen yaprak çıtırtısından daha güzel geliyor kulağıma. Kulağıma başka sesler de geliyor. Upuzun…

İnşirah

Şehir merkezindeki ürkütücü patlamanın ardından yeri göğü inleten korkunç bir ses duyuldu önce… Parçalanan bedenler, yürekleri dağlayan iniltiler, kargaşa ve koşturmaca sonra… Vicdanları sızlatan kapkaranlık…

Yarasa Konan

Balkonla sınırlı yaşamaktan kurtulmuş, evin tümünde özgürce dolaşıyordu, yayılıyordu. Boşuna değilmiş büyüdüğünü göremediğime üzüldüğüm; yavru bıraktığım kömür karası cılızı, ele avuca sığmaz gürbüz bir delikanlı…

Kazak

İlkbaharın ilk demleriydi. Urfa’da havalar sıcak geçtiğinden, kış pek yaşanmazdı. Soğuk, kar, fırtına yaşanmaz. Nadiren on-on beş yılda bir bazen yoklarmış. Ali ve Şeyhmus ayrılmaz ikili olmuştular. Yedikleri, içtikleri…

Mağma

Yanağından aşağı Usul usul Ipıl ıpıl iniverdi mağma Geldi durdu gönül dağıma Anne anne anneee!…. Bir şehit babası atlastan avucuyla Ateşin damlaları alıyor haddelerinden… Bu…

Mavi

Erken gelmek varmış dünyaya İstanbul’a erken gelmek   siyah-beyaz sokaklardan sardunyalar akarken mesela çocuklar, gazozlar, ahşap kapı önleri   şehrin öfkesini tütsüleyip üflerken vapurlar inmek…