"Enter"a basıp içeriğe geçin

Dârusselam

Fatih’te Cuma sabahları Türbe Kapısı’nın önünde başı sola doğru hafif eğik bir vaziyette duran ve yüzü acı ve hüzün çağrıştıran Tanzanya’lı Ali Ahmed Muhammed’in vefatına tarih düşürmek içindir aşağıdaki şiir. Bir hafta önce uzaktan “Hocaaa!” diye seslenen ve konuştuğumuz bu garip muhacirin bir hafta sonra hastalanıp ölmesi, yeryüzünde yaşanan/yaşatılan zulüm ve sömürü düzeninin yeni bir sabıkası. Yurdunda yaşadığı yoksulluktan kurtulmak için geldiği umut kapısı İstanbul’da böylece “kurtulmuş”oldu. Bir hafta morgda kalan cesedi memleketine gönderilmiş. Her hafta aksamaksızın onların gönüllerini alan ve harçlıklarını veren amcama durumu naklettiğimde şöyle söyledi:
“Ya bir de Afrika uyanırsa!”

Nicedir, git git bitmez bir gecedir Afrika
Kan toplamış, mosmor olmuş bir gece
Necaşi bir ucudur, bir ucu Ömer Muhtar
İmam Harun bir ucu, bir ucu Kunta Kinte

Tarih coğrafyasında acı kan ve gözyaşı
Afrika meyvesidir, zehir zakkum ağacı
Tarihin sabıkası tutulur Afrika’da
Ve insanlık uyanır, uyanır Afrika da

Köle, kırbaç, sömürü denince akla gelen
Afrika’dır Afrika, uygarlığın kobayı
Çağdaş ve demokratik ve bilimsel terane
çocuğu köle yapar ve öldürür babayı

Beyaz adam, kara gölge, kara baht
bitmeyen bir gecedir, arttırır ağrıları
İstanbul’dan ak bir güvercin havalanır
Akdeniz’i ağartır Kızıldeniz süt emer
Bilâl’in bayrak sesi göklerde yankılanır
Adalet vakti gelir, ipi çeker Afrika
Yıkılır birer birer yeryüzü tanrıları

Latest posts by Mürsel Sönmez (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.