"Enter"a basıp içeriğe geçin

Dostluk Üzerine Sözleşme

Mehmet Yolcu, yıllardır sevgi ve dostluk üzerinde çalışmakta ve bu konularda denemeler yazmaktadır. Bu süreçte Tanrıyı Sevmek Kadar Güzel Yaşamak ve Cennetten Kalan Miras adlı denemeleri yayınlanmıştır. Şimdi M. Yolcu yeni bir deneme kitabı ile çıktı okurların karşısına: Dostluk Üzerine Sözleşme.*

Dostluk Üzerine Sözleşme esas olarak dört kısım halinde düzenlenmiş bulunuyor.

Girizgâh kısmında Dostluğun Tanımı, Nereden Başlamalı, Modern Eğitim Kurumları, Dost Edinmek mi Dostluğu Sürdürmek mi? Sevginin Çeşitleri ve Dostluk, Hatalar ve Affetmenin Zorluğu, İhtiyaç Halinde Dosta Düşen gibi konular özlü biçimde ele alınmıştır (s.5-34).

İkinci kısım Makul ve Mutedil Dostluk İlkelerinden oluşmuştur (s.35-78). Burada ön dört ilkeden söz edilmiştir: Dostluk, İnsanın Kendi Kendine Özgürlük ve Mutlulukla Yoğrulmuş Bir Söz Vermesidir. İnsanın Gerçek Dostu, Her Zaman Ona Doğru Olanı Söyleyendir; Her Dediğini Tasdik Eden Değil. Sevgi, Bir Arada Bulunup Gelişmek ve Bu Sayede İlerlemektir. Sevgi Kusursuzluğumuzun Değil, İnsanlığımızın Bir Kutlamasıdır. Sevgimiz, Birbirimizin Hayatını Kolaylaştırmalı, Zorlaştırmamalıdır. Bir Kişiyi Sevmek, Onun Büyümesini İstemek Demektir. Sevme, Kimseye Kimseyi Tersleme Hakkını Vermez. Sevgi, İnişli-Çıkışlı Olduğundan Dostların Zorluklara Karşı Dirençli Olmalarını Gerektirir gibi ilkeler bu başlıkların birkaçını oluşturmaktadır. Yolcu, bu maddelerin Yorum ve Değerlendirmesinde Aristo, Çiçero, Sartre, Jaspers, Niçe ve Balzac gibi kişilerden kimi alıntılar yapar ve konuyu onların tespit ve yorumlarıyla zenginleştirir.

Üçüncü kısımda Sadr-ı İslâm’da Dostluk ve Kardeşlik Ruhu adını taşıyan bir makale yer almaktadır (79-108). Burada İnsanlığa Bahşedilen Büyük İmkân: Wahy. Yüce Allâh’a Bağlılığın Tüm Evrenle Dostluğa Yol Açması. Sevgi, Bütün Makul Dinlerin Temelidir. İşler Sevgi ve Dostlukla Âsân Olur. Müslümanlarda Dostluk Qıstâsı. Yüce Allâh’ın Tüm Mewcûdâta Rahmeti. Dostluk ve Kardeşlik Eğitimi gibi başlıklar yer almaktadır.

Dördüncü ve son kısım Dostluk Hakkında Söylenen –Şiir Tadında- başlığı altında derlenen şair ve edip sözlerinden oluşmuştur (s. 109-126). Bunlar büyük punto ve aralıklarla yazılmış alıntılar gibi duruyor. Mesela:

Dost kokusu olmayan evin küf tutarmış kapısını…

Sevgili Dostum; öyle göresim geldi geldi ki seni; burnumda tütüyorsun… (C. Süreyya) Acaba bu söze biraz müdahale edilmiş değil midir? Sanki bir rötuş var gibi geldi bana.

Dostluk dediğin fil-filli fistân

Her Allâh’ın günü giyince insan…

İster istemez aşınıyor, inceliyor,

Eskidikçe tadına doyulmuyor;

Nazla nazdan da nazik oluyor…

(Arzu K. Ayçiçek- M. Târik).

Sen sesini değiştirirdin

Ben de boyuna kendimi…

Bir mırıltıda birleşen iki manaydık…

Sen tenden geçiyordun elmasa;

Ben de tinde ötelerden öteye…

(A. Şimşek- M. Yolcu).

 

Dostumdu önceleri,

Bir de bakmışsın ki,

Bir varmış, bir yokmuş

Aramızdaki dostluk…

Oysa bir ben vardım;

Hayatta içli dışlı olduğu…

(B. Necatigil- M. Yolcu).

 

Kitap, “Şarkımız” ile noktalanmaktadır. Bu da bize sevgi ve dostluktan söz etmenin mutlak manada omurgasız olmak, yolsuz ve değersiz olmayı gerektirmediğini îmâ etmektedir. Her şeye rağmen dil, tarih, kültür, ahlak ve iman davası sürdürülecektir. Bu yolun kahramanlığına aday olmaktan vazgeçilmeyecektir:

Taş bağırda, sular dizde, gideriz…

Dostluk Üzerine Sözleşmenin belki kimi irili ufaklı tashihleri söz konusudur. Ama bunlar ağır bir külfet değildir; okur onları çözümleyebilir. Zira bu Dostluk Üzerine Sözleşmedir. Henüz Dostluk Sözleşmesi düzeyine erişmemiştir. Umarız ki, bu kıvama geldiğinde tashih edilmesi gereken ifadeleri daha da azalacaktır.

Dünyada savaşların planlandığı, kavga ve düşmanlıkların derinleştirilmeye çalışıldığı bir coğrafyada sevgi ve dostluğu gündemimize getiren M. Yolcu’yu bu açıdan tebrik ediyoruz. O, hep sevgi ve dostluktan yana oldu. Kavgayı kaşıyanlardan olmadı. Kardeşlik ve yardımlaşmayı öne çıkardı. O, genel manada tüm insanlar için barış, sağlık, selamet ve huzur dileği ve emelindeydi. Özellikle İslâm Ümmetinin tarihten gelen kavga ve düşmanlıklarına çare ve çözüm arayışı içinde oldu. Daima tarihsel kavgalara, qawim ve zümre ayrılıklarına, fırqa düzeyindeki ayrışmalara daha insaf ve izan ölçülerine uygun yaklaşmaya özen gösterdi. Ona göre, samimi ve izan sahibi bir selefi ile bir sûfi, özünü gölgede bırakmamış bir Sünnî ile bir Şî‘î mutlak manada kardeştir ve bu kardeşliklerini daima gönüllerinde diri tutmalıdırlar. Yine onun tespitine göre ümmet için mezhep veya meşrep kavga sebebi değildir. Kavga bizim içimizdedir; aklımızdadır. Ancak tertemiz bir yürek ve aklıselim sahibi Müslümanlar kardeşliklerini hissedebilir. Sevgi ve saygı atmosferinde birbirlerine kucak açabilir ve yardımlaşabilir.

Dostluk Üzerine Sözleşmeyi, sevgi, diyalog, kardeşlik ve yardımlaşma konularına değer verip zaman ayıranlara tavsiye ediyoruz. Kitap rahat ve bir çırpıda okunabilecek bir risâle. Adeta bir içim su…

Dünya yetmiyor diye,

Bırakıp gider mi insan?

Unutma dostumsun benim,

Yerde gökte her neredeysen;

Ben de orada ölmek isterim…

 

 

 

 

* Dostluk Üzerine Sözleşme, İstanbul, Temmuz 2015, ISBN: 978-605-88258-6-4, Kitap cep boy ebadında 126 sayfa.

(iletişim: mehmet.yolcu@inonu.edu.tr).

Latest posts by M. Gülsüm Bulut (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.