"Enter"a basıp içeriğe geçin

Durulmuş Sular İlahisi

Çirkin kızların yüzünden güzelleri öldürüyorsunuz
Bir inkılâp faresinin derisine yapışıyor gemiler
Beşik tahtalarının içinde bir ağaç büyüyor
Bulutların hercai menekşelere karşı sabrını çalarak

Henüz ölmedim fakat bir mezarım var
Nakışlı bir heybe gibi sırtımda taşıyorum çölleri
Fillerin kavgasında çiğnenmiş bir gelinciğim ovada
Beynime bir ok temreninin selamını iletiyor kader

Hayatın bana alışık olmadığını biliyorum
Sonu ölümle biten bir koşudur nihayetinde hayat
Birde yalan söyleyen resim albümlerinden şikâyetçiyim
Kaybolmuş zamanlarda bir serap gibi çıkıyor karşıma

Keven dikenlerinin efkârlı dumanında yanışımın adı
Ben ki sol şeritten akan trafiğin sağ yanındaydım
Depremden önce sıkılgan bir fay hattıyla konuşurken
Bir bardak zehri bana su diye içiriyor takvimler

Resimdeki kedinin kuyruğunda dönüyor arz-ı âlem
Bir kalemle ellerimi çiziyorum alnımın ortasına
Mürekkebi bitmiş bir kalem gibi duruyor mezar taşları
Ölümün silgisiyle siliniyor birdenbire yazılar

Cüzamlı zamanlar saatin yabancı tik taklarında
Kulak memesi gibi pervasızım aklımın şerbetinde
Kalbim mayalanmış bir ekmeğin kuyruk sokumunda
Durulmuş suların ilahilerinde söyleniyor durmadan

Latest posts by Mehmet Baş (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.