"Enter"a basıp içeriğe geçin

Gök Şemsiye

aldırmaz yanı ağır basıyor

cam fanusta gözüken izleri

göğün

ve ardından dalgalanan

sınırsız bayrağı

gönlün

 

hesabını vermek zor

ağır yükü altındaki hayatın

kopup gelen bir damla

telafi eder mi boşluğu

 

yüzüne değince bir damla

su

abı hayat olur

dalına toprağına can veren

ağacın

 

göğe eşlik eder

şavkıyan sesiyle

bir deniz

buluşunca güneşle

gülümsüyor masmavi

 

sevmek mi

sevilmekte mi öncelik

‘’gücü artar dua’nın inanınca’’

der Usta

teslim olmak mı direnç mi yoksa

 

 

kutlu kırmızı vakitler sarınca göğü

denizin artan hışırtısı rüzgarla

dolu yelkeninde

vurulacak kervana yönelik bakışları

 

gözlerinin nemi erteliyor

çığı

Van Gogh sarısı sarıyor göğü

kar bulutları altında sapsarı yeryüzü

 

güven ki kanatlanan geyik

rüyalarını süslüyor

ışıl ışıl fenerleri yanan gemideki

çocukların

 

gizemli misaller dinleyen

hız alan yerlerinde hayatın

sükunetle çakışan umut dolu bakışın

yiğitbaşlı erleri

olmaz da ne yaparlar

 

keskin düdüğüyle geçen tren

elinde silik yazı dolu kağıtlar

lazım olan kalırmış gönülde

tebessüm dolu dudaklar

 

renginin solmayan boşluğu

elden ele

gök halkası yüzük

gün aydınlığı göz ışıması

gökşen kuşlar geçitinde

 

Latest posts by Necmeddin Atlıhan (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.