"Enter"a basıp içeriğe geçin

Gök Taşı

Toprak kumbarası dolduğunda tanrının,
Her kalbe vuran artçı sarsıntı
Yer ile göğü dümdüz eşitlediğinde
Gök taşıyla insanın alaşımından
Sonsuzu yeniden inşa edecek tanrı.

Sözler, ete kemiğe büründüğünde
Cümlenin tüm yükü vurulduğunda özneye
İçimizde vakit bir hayli daraldığında
Ve elekten geçirildiğinde kâinat
Yani ezelden nikâhlı yaşadığı dünyayı
Yedi kat boşadığında gökyüzü
Yetimler ve öksüzler doğuracak toprak.

Aşınmış çobanlar daha güzel betimleyecek
Her akşam yaşadıkları pastoral kıyameti.
Kışı ağılda geçiren koyunların hasretle
Salındığında ipleri sağanak sağanak
Kuzunun, bakır memelerine saldırışı gibi
Koşacak insanlar şehrin çitlerini kırıp
Bir akşam dağlardan akışacak gök taşları.

Oyulup, uzayın tarihin karanlığından
Gıyaben, dağ gibi çivilenen meydanlarımıza
Diktiğimiz medeniyet korkuluğu heykeller,
İnsanın taşlaşan korkusu yani
Hani şu boynuna çelenk asıp
İmanımızı kırdırdığımız suret
Alnımızdaki tunç izden suçlayacak bizi.

Kaçan herkes toplandığında tımarhanede
Yani, israfsız tanrının geri dönüşüm tesisinde
Tepeden tırnağa, çırılçıplak dile kesen
Uzuv ve organlarıyla konuşan şizofreni
Söyle, kendi elinden kim kurtaracak seni?

Latest posts by Ulaş Konuk (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.