"Enter"a basıp içeriğe geçin

Güne Notlar

İTİRAF
O kadar çok isim değiştirdim ki şimdi hangisini anne ve babamın verdiğinden emin değilim. Haytım başkasından çalınmış bir rolden ibaret ve o kadar çok rol çaldım ki “hayatım” kelimesini cümle içinde kullanmaya hakkım olmadığını düşünüyorum. O kadar çok cinayet işledim ki etrafımda öldürebileceğim kimse kalmamıştı. Bir zamanlar “çocuk” olan o benden başlamalıydım belki de…
Yani ilk cinayetimden…
4 Haziran 2005

BEYAZ KARADELİK
Kaybolmuş bir resmin elde kalan son eskiziydim. Aslı, astarı olmayan bir müjdeydim bir başka deyişle. Bir asla işaret ediyordum ama parmağımın gösterdiği yer çoktan boşalmıştı. Varlığına delil olduğum eserden geriye kalan tek şey duvarda kalan anlamsız dikdörtgen leke idi. O beyaz boşluk benim anlamımı yutan bir karadeliğe dönüşmüştü. Evvelden bir resmin işareti iken şimdi bir eksikliğin, boşluğun hatta yokluğun deliline dönüşmüşüm.
…..
Beni yapan ressam öleli o kadar yıl olmuştu. Müzeye alınan tek eseriydim ben. O büyük yangından kurtulan tek resim.
…..
O adam bir zamanlar resim yapmıştı ve bunun bilinen tek delili bendim. Bir eskiz.
1 Haziran 2005

FLU DAĞ
Kapı kilitliydi. Sokak boş. Karanlıktı sokak. Sessiz. Gece bütün ağırlığıyla sokaktaydı. Derin bir nefes aldım. Kapının önündeki basamağa oturdum. Bu şehide bir kişiyi tanıyordum. O da bendeki adresinde değildi. Üç katlı ahşap binanın perdesiz pencerelerinde gördüğüm zifiri karanlık, şehirde kurmayı planladığım hayatın pek de parlak olmadığının deliliydi.
Biraz önce aldığımdan daha derin bir nefes verdim.
Ayaz kemiklerime dek işliyordu. Burada beklememin bir anlamı yoktu.
Kalktım ve rastgele yürümeye başladım.

PARAMPARÇA
Yerde paramparça olmuş bardağa baktı. Az önce avcunu ısıtan çay bardağı şimdi yerdeydi. Elinin kontrolünden çıkan kızbeli bardak yerçekimi kanunun cazibesine kapılarak kırıldı ve küçüklü, büyüklü parçalar halinde bütün odaya yayıldı. Az önce bardağı tutan eli hâlâ bardak varmışçasına pantomim yapmaktaydı. Bakışlarıyla çaresizce etrafını taradı. Terlik giymeyi yine ihmal etmişti ve ayak tabanlarında betonun serinliğini hissediyordu.
(Bir daha yazarken odanın karanlık olduğu ayrıntısını unutma. İlk cümleyi tamamen at.)

UYKU GURUSU
Uykusuzluk çağının başlamasıyla uyku guruluğu ideal mesleklerden biri haline geldi. Gurular, insanlara nasıl uyumaları gerektiğini anlatmakla yetinmiyor, hangi rüyayı görmek istiyorlarsa ne yapmaları gerektiğini de öğretiyorlardı. Çok kazandıran bir meslekti uyku guruluğu. Bu yüzden sahte uyku guruları da hızla artıyordu.
Gelgelelim uyku gurularından birinin yaptığı meslekle müşterilerin uykuları arasında bir sebep sonuç ilişkisi olmadığını farketti bir gün. Bu gerçeği kamuoyu ile paylaşmak isteyince kıyamet koptu. Ne de olsa uyku guruları meslek birliği zaman içinde büyük bir güce sahip olmuştu ve bundan vazgeçmeye hiç mi hiç niyeti yoktu.
(Uyumak için guruya ihtiyaç yok diyen kahramanımız kendini bir kovalamacanın içinde bulacak ve varlığını kimsenin bilmediği uyku baronuyla yüzleşmek zorunda kalacak.)

Suavi Kemal Yazgıç
Suavi Kemal Yazgıç

Latest posts by Suavi Kemal Yazgıç (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.