"Enter"a basıp içeriğe geçin

Hayal ve Gerçek

Kitabımı açmadım otobüste bulduğum boş bir koltuğa oturduğumda; her zaman yaptığım gibi başımı eğip gözlerimi ellerin arasına ömmedim. Gözleri karşı tarafa hizaladım, dışarıdan gelen günışığına. Derler ya, “Nereye daldın?”; boş boş baktığımı zannedersiniz ama değil. Yanımızdan geçen çöp kamyonunu ve onu kovalayan çöpleri görmedim; hatta yolun az ilerisinde otobüse yol vermeye çalışan aracı da. Mezarlık ile yolu ayıran demirden yapılan delikli engellerin yanında yürüyenler bile dikkatimi çekmedi. Çocuğun ağlamasına aldırmadan sürükleyip götüren anneye de bakmadım. Ağaçların içinde saklanan kuşların cıvıldamaları otobüsün içinde kadar geliyor ama ben kuşları aramıyorum. Korna seslerinden rahatsız olmadığım gibi otobüse binmeye çalışan yolcuların “Arkalar boş, ilerleyelim” gürültülerini de duymadım. Dedim ya, beni görseniz “Boş boş nereye bakıyorsun?” dersiniz.

 

Yanımdaki yolcu hafifçe ayağa kalkıp camı açınca otobüste boş kalan yerlere rüzgar yerleşti. Şimdi otobüs için tıka basa doldu diyebiliriz. Fakat bunlar benim dikkatimi çekmiyor. Hemen yanımızda yaşlıca bir adam beliriyor ama ben onu da görmüyorum. Bana ne kadar çok kızmıştır. Alık şekilde durmuş kıpırdamıyor, nefes bile gerek görmedikçe almıyordum. Kuşların sesleri uzakta kaldı. Arkamdan birilerin kulaklığından gelen müzik, her ne kadar benim tarzım müzik olmasa dahi hoşuma gitmeye başladı. Otobüsün motorundan gelen gürültülerle birlikte bir ahenk içerisinde bu şamatayı dinliyorum. Bazen gülümsüyor bazen ağzımı hafifçe açıyorum, sanki bir şeyler der gibiyim. Karşımdaki genç bayan kalkıp yanımda uzunca bir süre kendisine yer vermemi bekleyen yaşlı adama oturması için yer gösterdi. Ben bunların hiçbirini görmedim. Ne geçtiğimiz binaları ne de vardığımız durakları gördüm.

 

Gözlerim ileride, çok daha ileride. Havada oynuyormuş gibi duran şu çocukta. Bulutlardan parça kopartıp ağzına atıyor, yanan güneşin önüne koyularından koyup gizliyor. Bulut dağılıp gidince ortaya çıkan güneşi gören çocuk kahkahalar atıyor. Bu hâl beni de güldürdü. Çocuk birden gülmeyi kesti. Arkasını dönüp bana doğru bakınca irkildim. Gülme, korku ile yer değiştirdi. Elini yukarı kaldırdı, bitişik durmayan parmaklarıyla eli öne arkaya doğru hareket etti. Gayrı ihtiyari benim de elim yukarı kalktı ve onu taklit etti. Çocuk bulutlarla oyununa geri döndü, tekrar güneşi sakladı ama kahkahasını saklamadı ve bana tekrar dönmedi. Benim el bir süre daha havada kaldı. Benim göz bir süre daha izledi. Benim kalp bir süre daha çarptı. Otobüs diğer yola sapıp çocuk arkada kalana kadar. Sonra indi elim, dizimin üstüne. Hiçbir şey söylemedim, hiçbir şey yapmadım. Gözlerim dünkü
gibi dizimin üzerine kondu. Kitap yok. Cep telefonunu açıp dünkü gibi mesaj yazdım. Dünkü gibi arkadaşlara “günaydın” dedim ve dünkü gibi kitabımı çantadan çıkartıp okumaya başladım. Dünkü gibi yola devam ettik

Latest posts by Engin K. Demir (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.