"Enter"a basıp içeriğe geçin

Hüzün Çağıltısı

Ölümden bir harita çizip / şehirlerden izliyorum mezarımı
Sağa döndüğümde
Bütün çiçekler aynı eşitlikte gülümsüyor kaybettiklerime.

Dünya ile konuşanlar çoğaldıkça, gücünü yitiriyor kalem.
Kimisi put olup, sevişiyor koli bantları ile…
Dünya tersine dönüyor diyorum / yine anlamıyor kimse
Göz göze geliyorum vel asr’i ile
Ve küçülüp duadan kanatların üzerine düşüyorum
Sessiz bir yarayım o günden beri…
– Şehir iç çekiyor / duymuyorum
Denizin sesinden atlayan düşler / Erguvanların dibinde.
Görebilmek için herkesi
– Kalbim ile dokundum Divan-ı Kebir’e –
Ağız kokusu ile beslenir güvercinler
Simli ipliklerinizi alnınıza tutun
– Hepimizden bir sokak var gökyüzünde
Tanıdık yerden geliyoruz iyi ki
Ara sıra sıkışıyor ruhumuz – olsun-

Ellerimin gölgesinde büyüyor isyan.
Bir küfür barınağı gibi / elsiz ayaksız insanların bakışı
Sakin ve içten içe öfke yumağı…
– Boynunda şımartıyor o insanlar / yalnızlığını.

İyilerin ve kötülerin hazırlığı / çekiştiriyor gökyüzünü
Taş koysam bahar dağınıklığının yanına
En ince işaret desem / aradaki örtü o zaman açılır işte
Kimse anlamasa da beni…

Tırnak ucundaki ışığa aldanışımı gömüyorum suya
Hüzün çağıltısı yokluğun -kor gibi-
Isıtmıyor / yakmıyor – yok ediyor sol yanımı…

Gece sekmesi sanki alnındaki vuruşlar
– Arada güzel şeyler oluyor
Mesela boğuşuyorum -samimiyim diyenlerin samimiyeti ile.

Dedim ki dünden bugüne / bir kadının yüz çizgisinde -kıyamet.

Sefillik ve benlik düğün şenliğinde -ellerimizin içi hararet-
Boy verince betonlar -unuttuk kim olduğumuzu-
Bak – yere seriliyor gök
İnsan kendini okuyor bilmediği bir dil ile…

Sararmış süt şişesinde bir çocuk çığlığı
– Yutkundukça çoğalacak toprağın hırsı

Mahşeri beyaza boyayacakmış, insan olamayanların teri…
– Ölümü anlamak için / rüyamın sonunda siliyorum şehirleri-

Latest posts by Ümit Zeynep Kayabaş (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.