"Enter"a basıp içeriğe geçin

İki Bini On Altı Geçe Bir Gece…

...Enginlere

Bir pısırık sesti geceye uzattı dilini
Sığınıp gölgesine karanlığın
Ters giden paletin peşinde
Kolayca yol açılır sandı kendine

Tutmadı kara(n)lığın kuru
Meydan ki bozdu hesabı
Kırıldı kötülüğün kör makası
Sökmedi kuralları eski zamanların

Umudun ateşini harlayan ses
Değince kulaklara
Su yürüdü toprağına dalına
Sürgünlerden sürgünlere sürülen sürgünün

Şaşkındı şaşırdı
Kuklaların ipini tutan
Bilemedi
Yalın ayak çıplak el
Koşanların kavi ruhunu
Üstüne üstüne yürüyen ölümün
Erkekleri, yiğit kadınları…
Göğe kanat açmış, korku nedir bilmemiş
Yediden yetmişe delikanlıları

Onlar ki dilleri inciler saçar
Meydan gümbürlenir
Sabah ışır gün döner

Tankın üstünde göğe kucak açmış
Dillerinde ipekten dualar, aminler…
Deliler, divaneler, şairler…

Dededen kalma değil
Tarih ki kanlı canlı
Tarih ki taze sabah
Ak alın kırmızı can
Tarih ki burada ervah
Taçlanmış

Yazın namlusu sıcak
Vurur on beş temmuzu
Yazın namlusu sıcak
Yazın barutu kuru
İki bini on altı geçe
Tankların üstünde ışıdı gece

Latest posts by Necmeddin Atlıhan (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.