"Enter"a basıp içeriğe geçin

İslam, Bilim ve Tarihine Vakfedilmiş Bir Ömür

İnsanlık tarihinde, asırlar öncesinde astronomi, matematik, tıp, biyoloji, bitkiler, madenler, hayvanlar ve yararlı otlar üzerinde çok sayıda kitaba sahip olan ve kendisinden çok sonra gelen Newton, Toricelli, Copernicus, Galileo gibi bilim adamlarına ilham kaynağı olan bilim insanı El-Bîrûnî, (973 – 1048) bundan tam 970 yıl önce vefat etmiş ve;
‘Ben, her kişinin kendi çalışmasında, yapması gerekeni yaptım. Öncelerinin başarılarını, minnettarlıkla karşılamak, onların yanlışlıklarını, ürkmeden doğrulamak, kendisine gerçek olarak görüneni, gelecek kuşağa ve sonrakilere emanet etmek…’
Cümleleri ile kendisinden sonraki gelecek ve bilime ilgi duyacak nesillere adeta bilim, çalışma ve sorumluluk anlayışını ifade eden bir vasiyet bırakmıştı.
İslam tarihi, bilim ve teknoloji tarihi alanında çalışmaları, yazdığı kitapları ile bilim dünyasına hizmetleri ile anılan, İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi Kurucusu Prof. Dr. Fuat Sezgin (24 Ekim 1924 – 30 Haziran 2018) Hoca da, El-Bîrûnî’nin bu sözlerini, konferans ve derslerinde ve yayınladığı kitaplarında da yer vermişti. Belki de bu cümleler, Fuat Sezgin Hocanın tarih, bilim ve teknolojiye bakış ve çalışma disiplinini özetliyordu.
Ve yine üzerine durmasındaki neden de, ülkemizdeki tarih ve bilime yaklaşım ve ilgiyi de farklı bir bakış açısı ile ele alınması için bir tavsiye idi.
‘Beşikten mezara kadar ilim öğrenin.’ Hadis i Şerifte buyrulduğu gibi adeta, Fuat Sezgin Hoca da, nerede ise 94 yıllık ömrünün, her sahasında tarih ve bilime hizmet ile geçirdi. Yaptığı çalışmalar ve yazdığı eserler kadar, özellikle Türk Milletine, üniversitelere ve gençlere, öğrencilere, anne ve babalara, son iki yüz yıldır üzerimizdeki Batı baskısı ve onun ruh dünyamızdaki bıraktığı komplekslerin giderilmesi, tarihteki bilim ve teknoloji alanında yapılmış olan çalışmalar ve icadlardaki Türk İslam bilim adamlarının başarılarını, icadlarını ve yazdıkları eserlerini, bu günün sosyo-ekonomik ve teknik şart ve imkanlarını da dikkate alarak, Batı’da yaptığı çalışmalar ile Batı insanlığı ve Batı bilim teknoloji tarihine, farklı bakış açıları getirmiş ve bu iddia ve bilgilerini de, yazılı ve görsel materyaller ile yani kitapları ve önce Franfurt’ta sonra da İstanbul’da kurduğu İslam Bilim Tarihi Müze ve Kütüphaneleri ile ortaya koymuştu.
24 Ekim 1924 tarihinde Bitlis’te doğan Fuat Sezgin, Erzurum´da ortaokulu ve liseyi bitirip 1943 yılında ilk planına göre matematik okuyup, mühendis olmak için İstanbul´a geldi. Bir akrabasının tavsiyesi üzerine, İstanbul Üniversitesi Şarkiyat Araştırmaları Enstitüsü´nde, alanında en tanınmış uzmanlardan Alman şarkiyatçı Helmut Ritter tarafından verilen bir seminere katılan Sezgin, ilk planını kökten değiştirdi.

Harizmî, Birunî isimlerini, ilk defa Hocam Hellmut Ritter’den duydum
Fuat Sezgin’in hayatındaki bir anlamda en önemli dönüm noktası, Ritter’in öğrencisi olması ve hocasından İslam coğrafyasında yetişmiş, Avrupa’nın en büyük alimleri seviyesinde bilim adamları olduğunu duyması ve kendisini bilim ve tarihe yolculuğa çıkma kararı alması oldu.
“Dehşete düştüm. Çünkü ilkokulda, lisede öğrendiğimiz şeyler tamamıyla buna aykırıydı. Modern dünyanın gelişimine İslam dünyasının katkısını sıfır diye biliyorduk. Ritter’in sözleri İslam ilimleri tarihini öğrenmem için kırbaç rolü oynadı. Bütün dünyayı terk ederek gece gündüz bunun için çalıştım…”
Yine ‘İlim ve hikmet mü’minin kaybolmuş malı gibidir, nerede bulursa alsın.’ Hadisi Şerifi’ne uygun olarak Fuat Sezgin, öğrencilik döneminde İstanbul Üniversitesi’nde bilim tarihi olmadığını ancak, hocası Ritter’in ona “Matematiği bırakma ve Matematik bölümüne git, ders al, matematiği iyi öğren. Müslümanlardan da, büyük matematikçiler yetişmişti” diye izahatta bulunduğunu ifade eden Sezgin, Harizmî, Ebu’l-Vefa Buzcanî, İbn Heysem, Birunî isimlerini ilk defa Hocası ile sohbetlerinde duyar. Adeta düşer ve Hocası bu şaşkınlık halini görünce: “Bunlar ve daha pek çok isim büyük alimlerdi ve daha sonraki Avrupalı alimlerle aynı seviyedeydiler; hatta yer yer onlardan da üstündüler” sözleri sonrasında da, bilim tarihi yapmaya karar verir. Hocası Ritter’in, çok süratli bir şekilde Arapça öğrenmesi isteği üzerine, 6 ay boyunca evinde çalışan ve babası Mehmet Beyden kalan Taberî Tefsiri’ni okumaya başlar.
Helmut Ritter, Ebû Hamid el-Gazalî’nin İhyâu Ulûmi´d-Dîn kitabını okuması için Fuat Sezgin´in önüne koyduğunda, öğrencisinin bunu kolayca başarabilmesine çok memnun oldu. Dil öğrenmede büyük yeteneğe sahip olan Fuat Sezgin’in beş dile aynı anda başlayarak her yıl yeni bir dil öğrenmesini önerdi. Sezgin de ileri yaşlarına kadar bu yüksek çalışma temposunu devam ettirdi.
1947 yılında Bedî’ ilminin tekâmülü konusundaki tezini bitirdikten sonra, Helmut Ritter´in danışmanlığıyla Ebû Ubeyde Me’mar ibn el-Musennâ´nın Mecâzu´l-Kur’ân’ındaki filolojik tefsirini konu alan ikinci bir tez hazırladı.Fuat Sezgin, doktora tezi için araştırmalarını sürdürdüğü Muhammed el-Buhârî’nin hadis kitabından bazı yerlerin,  Mecâzu´l-Kur’ân´dan alındığını fark etti. El-Buhârî’nin yazılı kaynakları kullanmış olması, daha önce akademisyenlerin ve muhaddislerin mecmualarının sadece sözlü geleneğe dayandıklarına dair tezlerinin yanlış olduğunu kanıtladı. Fuat Sezgin Buhârî´nin Kaynakları Hakkında Araştırmalar adındaki takdim tezini 1956 yılında yayımladı.

Darbe üzdü, ancak sonrasında,
bilim tarihinde kapılar açıldı
“Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır.. ALLAH bilir siz bilemezsiniz..” (Bakara/216) ayetine de buyrulduğu üzere, aslında Fuat Sezgin’in hayatında yaşadığı bazı olumsuz görünen hadiseler, onu bu gün gelmiş olduğu yani İslam Bilim ve teknoloji tarihinde yaptığı çalışmalara yönelmesine vesile oldu. Ağabeyi Servet Sezgin’in Demokrat Parti Milletvekili olması sebebi ile Fuat Sezgin Hoca da, 1960 yılında Türkiye’deki askerî darbenin iktidara getirdiği hükümet tarafından hazırlanan ve 147 akademisyenin üniversitelerden men edildiği listede adı yer aldı. Bunun üzerine Sezgin, Türkiye dışında çalışmalarını sürdürmek zorunda kaldı. Frankfurt üniversitesinde araştırma ve öğretim faaliyetlerine devam etti. 1965 yılında Câbir ibn Hayyân konusunda ikinci doktora tezini Frankfurt Üniversitesi Institut für Geschichte der Naturwissenschaften´da yazdı ve bir yıl sonra profesör unvanını kazandı.

Bir çok zorlukları başardı
ve bir çok ilklere imza attı
Aynı yıl kendisi gibi şarkiyatçi olan Ursula Sezgin´le evlendi. Kızları Hilal, 1970 yılında dünyaya geldi. İnsanlık tarihinin başlangıcından bugüne kadar, sahasında yazılan en kapsamlı eser olan Arap-İslam Bilim Tarihi’nin (Geschichte des Arabischen Schrifttums) ilk cildini, 1967 yılında yayınladı. Bu kapsamlı eserin (GAS), muhtelif ciltlerinde bulunan konulardan bazısı şöyledir: Kur’an ilimleri, hadis ilimleri, tarih, fıkıh, kelam, tasavvuf, şiir, tıp, farmakoloji, zooloji, veterinerlik, simya, kimya, botanik, ziraat, matematik, astronomi, astroloji, meteoroloji ve ilgili alanlar, dilbilgisi, matematiksel coğrafya, İslâm’da kartografya, İslam felsefe tarihi.
Carl Brockelmann´ın Geschichte der Arabischen Literatur adlı eserini geliştirmekle ilgilenen ve farklı ülkelerden seçilen 10’dan fazla akademisyenden oluşan bir komite GAS´ı takdir etti ve Brockelmann´ın eserini geliştirme işini Sezgin´e bırakmaya karar vererek, 1967 yılında kendisini lağv etti. Aynı yıl, Fuat Sezgin´in İstanbul´da bulunan Hocası Ritter´in uzman gözüyle değerlendirmesini öğrenmek için, birinci cildin bir kopyasını gönderdiği zaman, tecrübeli şarkiyatçi, “böyle bir çalışmayı daha önce kimsenin yapamadığını ve bundan sonra da hiç kimsenin yapamayacağını” ifade ederek Fuat Sezgin’i kutladı.
1978 yılında Kral Faysal İslamî İlimler Ödülü’ne lâyık görülen Fuat Sezgin, bu ödül kendisine takdim edildiğinde, verilen bu desteği değerlendirerek 1982 yılında, Johann Wolfgang Goethe Üniversitesi´ne bağlı olan, hâlen yürütücüsü olduğu Institut für Geschichte der Arabisch-Islamischen Wissenschaften´ı kurdu.
Batı’ya karşı duyulan kompleksten artık kurtulmamız lazım!
Uzun yıllardan beri Türkiye’de devam edegelen ve 17. yy’ın başından itibaren başlayan Batı kompleksinden kurtarılması gerektiğini ve çok da geç kalındığını zaman zaman, şu şekilde iafade ediyor: “Bu çok konu çok önemli ancak, yanlış bir şekilde üstünlük duygusuna da kapılmak ta yanlıştır. Sadece ‘Biz bu kadar üstünmüşüz’ diyerek, bir kenarda oturmak ve geçmiş ile avunmak da doğru değil. Bütün mesele müthiş bir şekilde gelişen Miladi 850 yılından itibaren, 16.yüzyılın sonuna kadar Müslümanlar ilimde mütemadiyen yeni buluşlar keşfettiler. Yeni ilimler kurdular, eski ilimleri keşfettiler ve ileride kurulacak bazı bilimlerin temellerini attılar. 800 yıl, insan akıl tarihinde büyük rol oynayan bir medeniyetin mensubu olan insanların, bütün bunların nasıl olduğunu düşünmesi, bu medeniyeti geliştiren insan tiplerini tanıması. Benim bir anlamda amacım, bir Biruni’yi, bir İbni Sina’yı tanımalarını, nasıl çalıştıklarını bilmeleridir. Birçok İslâm bilim adamının eserinin Batılı bilim adamlarına maledildiğini belirten Sezgin, İbn-i Sina’nın taşlara dair kitabının Aristo’ya, yine Huneyn bin İshak’ın kitabının Galen’e maledilmesini buna örnek olarak gösterdi.

İslam Dünyasının, geri kalmasının
din ile ilgisi yok!
1980 yılında Arabist Franz Rosenthal’in yazdığı bir kitapta ifade ettiği üzere ‘Eğer İslâm dini, bilimi sadece bilim olarak, bilim aşkı olarak himaye etmemiş olsaydı, bilimler bu kadar süratli ve bu kadar geniş şekilde gerçekleşemezdi’, Fuat Sezgin geri kalmışlığımızın sebebinin din ile bağlantı kurulmasının doğru olmadığı ve tarihte İslâm bilim adamlarının, bilimsel başarılara imza attıkları dönemlerin ve o bilim adamları ve çalışma metodlarının bugün iyi tahlil edilmesi gerekiyor ve Sezgin’e göre, ancak, çalışarak, bilim ve teknoloji de ilerlemeler kayd edilebilecek. “İslam coğrafyası üzerinde 26 yıl çalıştım ve fikirler geliştirdim. Amerika’yı Kolomb’dan önce Müslümanların keşfettiğini de kitabımda yazdım. Müslümanların Amerika’ya ulaştıklarına yüzde yüz eminim. Hatta Müslümanlar birkaç yüz sene Amerika’nın haritasını yapmakla uğraştı. Şu an kullanılan Afrika, Asya ve Avrupa’ya ilişkin tüm dünya haritaları, Müslümanlar tarafından yapıldı” vurgusunu yapan Sezgin, bir tespit ve öneride bulunuyor; ‘Müslümanlar bugün hayatlarını uçaklara, trenlerde, otomobillerde gezinmekle geçiriyorlar. Oysa onların düşünmeleri ve düşünüp, fikirlerini geliştirmeleri gerekir.’

Franfurt’ta İslam Bilim tarihi Müzesi
İslam bilim aletlerini kitaplardan modeller halinde insanlara tanıtmak isteyen Alman fizikçi Eilhard Wiedemann, 1900 yılında İslam bilim aletlerinin modellerini yapmaya başlamış, 1928 yılına kadar hayatının yaklaşık 30 yılında beş aletin modelini yapmayı başarmıştır. Prof. Dr. Fuat Sezgin “Acaba 30 aleti yapmayı başarabilir miyim?”, “Bir müze olmasa bile, bir odayı doldurabilir miyim?” düşüncesi ile başladığı çalışmalarını Frankfurt´ta kurduğu İslam Bilim Tarihi müzesinde, 800´den fazla alete ulaştırmıştır. Müzede, İslam kültür çevresinde yetişen, bilim insanlarının icadları ile bilimsel alet, araç ve gereçlerinin yazılı kaynaklara dayanarak yaptırdığı, sekiz yüzden fazla örnekleri sergilenmektedir. Aynı binada hayatı boyunca, dünyanın her yerinden büyük bir özenle, zorluk ve sıkıntılara katlanarak aldığı 45.000 ciltlik kitaplarla kurduğu, Bilimler Tarihi Kütüphanesi bulunmaktadır. Bazı kitapları, sahasında orijinal tek nüsha olma özelliğini taşıyan bu kütüphane İslam Bilimler Tarihi açısından dünyada tek olma özelliğine sahip, koleksiyon bir ihtisas kütüphanesidir.

İkinci İslam Bilim ve Teknoloji Müzesini, İstanbul’da kurdu
Prof. Dr. Fuat Sezgin’in olağanüstü gayretleri ve çalışmalarıyla ikinci bir müze 2008 tarihinde içerisinde yaklaşık 700 eserin olduğu ve bu eserlerin tamamına yakını Fuat Sezgin Hocanın çabalarıyla bağış olarak kazandırılmış ve dönemin Başbakanı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımı ile Türk Milleti’ne ve insanlığın hizmetine sunulmak üzere, açılışı yapıldı İstanbul Gülhane Parkı içerisindeki binada. Bu müzeler, Müslüman bilim adamlarının yüzyıllar boyu insanlığa armağan ettiği icat ve keşiflerini bilim tarihinin, değişik disiplinlerdeki evrimini kapsamlı bir şekilde sunmakta olup kendi sahasında dünyada bir yenilik arz etmektedir. Astronomi, coğrafya, gemicilik, zaman ölçümü, geometri, optik, tıp, kimya, mineraloji, fizik, mimari, teknik ve harp tekniği sahalarında sistematik bir düzenle sergilenen eserler, İslam bilimlerinin büyük keşif ve muazzam buluşlarını göstermekle birlikte bu keşif ve buluşların değişik yollardan Avrupa’ya geçip orada kabul bulduğunu ve alınarak özümsendiğini nefis bir görsellikle ziyaretçilerine apaçık bir şekilde sunmaktadır. Böylece bilimler tarihinin de bir bütün olduğunu, gerçeğe uygun, hislerden ve önyargılardan uzak, tam bir objektiflikle ispatlamaktadır.

Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı
İslam kültür ve medeniyetinin bilimsel ve teknolojik mirasının daha iyi anlaşılmasını sağlamak ve onu yeni nesillere en doğru şekilde anlatmak gibi kutlu bir görev bilinciyle Prof. Dr. Fuat Sezgin’in yapmış olduğu bütün çalışmalara dünya durdukça devamlılık sağlamak amacıyla Gülhane Parkı Merkez Binasında kurulmuştur.

Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Enstitüsü
Fatih Sultan MehmeT Vakıf Üniversitesi bünyesinde Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Enstitüsü ve Bilim Tarihi Bölümü kurulmuştur. İslam dünyasında aynı maksatla kurulmuş veya kurulacak olan enstitü, bölüm veya kürsüler için bir örnek; öğrenci ve gerekli öğretmenlerin koşacağı bir merkez haline gelmesi için yoğun çaba sarf edilmektedir. Başlangıç safhasında İslam bilimler tarihini ön plana almış olup gelişimini tamamladıktan sonra genel bilimler tarihi ile ilgilenmesi de hedeflenmektedir.
Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Enstitüsü, Fuat Sezgin Ekolü’nü devam ettirip geliştirecek, dünya çapında bilim tarihçilerinin yetişmesi ortamını sürekli diri tutacaktır. Mezunlar arasından üniversite öğretim görevlilerinin, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde İslam Bilimler Tarihi’ni okutacak öğretmenlerin, mevcut müze ve kurulacak yeni müzelerde sahasında uzman yöneticiler, danışmanlar ve rehberlerin yetişmesini sağlayacaktır.

Eserleri:
Bu müzelerdeki aletleri tanıtıcı mahiyette Prof. Dr. Fuat Sezgin tarafından yazılmış olan 5 ciltlik toplamda 1.121 sayfa “İslam’da Bilim ve Teknik” adlı katalog eser bulunmaktadır. Böyle bütüncül ve kapsamlı bir eser bugüne kadar müze kataloğu olarak ilk defa yazılabilmiş, Türkçe, İngilizce, Almanca ve Fransızca olarak 4 dilde yayınlanmıştır.

Bu yazı yorumlara kapalı.