"Enter"a basıp içeriğe geçin

İstanbullu Taksici

Kızım İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinde yatıyordu. Bir ay boyuınca gidip geldim ama bir sonuç elde edemedim. “Tedavi devam ediyor, bugün git yarın gel.” dediler.
Ben de hastaneye güvenerek gidip geldim. Zaman zaman kızımı gördüm, bir sıkıntı yoktu ama bir sonuç da söylenmiyordu. Hem tedavideki belirsizlik, hem de çektiğim zahmetler beni olumsuz bir noktaya doğru taşıyordu.
Günlerden bir gün dayanamadım ve doktorun odasına giderek “Kızımın akibetinin ne olacağını, tedavisinin sonunun nereye varacağını” sordum.
Bayan profesör beni dikkatlice dinledi. Sonra düşünceli biri gibi kalemi elinde sektirmeye başladı. Bin düşünüp bir konuşuyor gibiydi;
– Buranın anlayışı budur delikanlı, madem daha iyi hizmet istiyorsunuz, o zaman Şişli’deki “… Hastanesine” gidin, orada “…” isminde bir cerrah var. Çocuğunuzla ilgili tedaviyi o daha güzel yapar, dedi ve ekledi;
– Hem ‘… Bey’ arkadaşımdır, size bir de mektup vereyim, ilgilenir…
Çekmecesinden çıkardığı kağıda birşeyler yazmaya başladı. Ben o ara kendi kendime söylenmeye başladım; “İyi de kardeşim, madem daha iyisi vardı, neden beni ta bilmem nereden buraya bir ay boyunca yorup durdunuz? Hem oyuncak mı bu, bir çocuğun hayatı söz konusu…”
Düşündükçe öfkem kabarıyordu, doktor zarfı biraz daha uzatmasa işi filiyata dökebilirdim.
– Buyurun beyefendi, …Bey’e selamımı özellikle iletin, dedi.
Zarfı aldım, profesörün zarfı nezaketle uzatması ve sözlerindeki incelik tüm öfkemi silip attı.
İlgisinden dolayı teşekkür ettim, ama tereddüt içerisinde olduğum başka bir durum ortaya çıktı, sordum;
– Doktor Hanım, Şişli’ye nasıl giderim. Malum ben İstanbul’un yabancısıyım, yardımcı olabilir misiniz?
– Elbette, dedi Bayan Profesör; “Hemen şu yukarı ki yola çıkın, otobüsle filan uğraşmayın, çevirin bir taksi, fazla bir şey yazmaz…”
İçeriye kızımın yanına gittim. Boncuk gibi gözleri, mışıl mışıl bakıyor. Hanım da refakatçi… Ona “… Hastanesine” gideceğimi söyledim. Bayan Profesörün söylediklerini kısaca anlattım.
Yola çıkıp ilk gördüğüm taksiyi durdurdum. Taksici kırkında gösteren eli yüzü tombul gür bıyıklı biriydi. Ön sağ kapı camını açtı, ben eğilip;
– Şişli’ye gidecektim, dedim.
– Tabi buyurun, dedi taksici.
– Şey, özür dilerim, kaça gidersiniz Şişli’ye acaba, diye sordum.
Taksici kızdı; neden bu kadar kısa sürede kızdığını kafamı arkaya çevirip sıkışan trafiği görünce anladım.
– Geleceksen gel be kardeşim, görmüyor musun arkamız doldu, az daha beklersek cinayet çıkacak, dedi.
Her riski göze alıp sağ arka kapıdan bindim. Ben binerken o;
– Taksimetre denen bir şey var, kaç lira olduğunu söyler, merak etme, dedi.
– Hani kaç para olduğunu söyleseniz…
– Tamam birader, taksimetreyi açtık, yazıyor işte, anlamadın galiba.
– “Bak dostum.” dedim kendimi toparlayıp; “Ben bu ellerin yabancısıyım, çocuğum hasta ve bu yüzden geldim İstanbul’a. İstanbul’u hiç mi hiç bilmem. Bizim oralarda derler ki; İstanbul’da taksiciler yabancı olduğunuzu gözlerinizden anlarlar. On dakikalık yolu dolaştırıp dolaştırıp bir saat yaparlar ve parayı ona göre alırlar. Demem o ki…”
Şoför dikiz aynasından bana bakarken ne diyeceğimi anlamış gibi bıyık altından gülümsedi. Bir vites yükselttikten sonra eliyle “sus” der gibi işaret yaptı.
– Anlaşıldı arkadaşım, Bu alet Şişli’ye yirmi beş otuz lira arası bir şey yazar, ama madem ısrar ettin, yirmi beş liranı alırım. Taksimetre de çalışsın, doğru mu tahmin etmişiz görelim.
O dakikadan sonra şoför yola odaklandı, ben de gözlerim etrafı seyreder gibi ama hastanedeki biricik kızımı düşünerek sıkışık trafikte ilerledik.
– İşte, dedi taksici. Şişli burası ve aradığınız hastanede şu karşıdaki bina.
– Ne kadar yazdı senin cihaz, diye sordum.
– Yirmi yedi buçuk tuttu, dedi.
Otuz lira uzattım;
– Buyurun alın, dedim.
Yirmi beş lirayı alıp beş lirayı geri verdi. Israrcı oldum;
– Lütfen, yirmi yedi buçuk alınız.
Taksici güldü;
– Nedenmiş o, yirmi beş liraya anlaşmamış mıydık?
– Evet ama…
– Ama’sı yok arkadaşım, neye anlaşmışsak hakkımız olan odur. Memleketine vardığında sen de bunu anlatırsın, tamam mı?

Latest posts by Fehmi Demir (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.