"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kanı Çekilmiş Bir Gül Üşüyordu

Bir hüznün heykelini gördüm baktığım aynalarda
Sesinin yittiği yerde umarsız bir gül açıyordu
Tutukluk yapmış bir silah gibi bakıyordu bana
Öksüz bir çocuk uzaklardan anne diye ağlıyordu

Sonbahar desenli bir ceketle çıktı meydana
Yazdan kalmış bir gülün anılarını okuyordu
Dilinde rüzgârlardan emanet alınmış bir ıslıkla
Ansızın yağacak yağmuru bekliyordu

Kendinden başka gidecek yeri yoktu adamın
Hangi kapıyı çalsa yine kendisi açıyordu
Keskin rüzgârların önündeki yaprak gibi
Kırıldığı her daldan sessizce kaçıyordu

Güneşin dağlara düşen son ışığının ardından
Gecenin kalbinden gemiler gelip geçiyordu
Ruhların gökyüzüne yükseldiği saatlerde
Kanı çekilmiş bir gül üşüyordu

Vakitsiz ölümler kalbimizi bir başak gibi biçerken
Gönül saatini sonsuzluğun kalbine kuruyordu
Sonra Yunus’u gördüm Tapduğ’un dergâhında
Bir seherin koynunda sessizce uyuyordu

Latest posts by Mehmet Baş (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.