"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kendine Bakacak Yüzü Bulamayan Edebiyat

Geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde Aynadaki Rüya ile Kurmaca ve Gerçeklik adlı kitaplarıyla edebiyat eleştirisinin kıyılarında dolaşan Hasan Öztürk, 2016 sonlarında okuyucusuyla buluşmaya başlayan son kitabı Kendine Bakan Edebiyat kitabında iç içe geçmiş, tasnif edilmesi güç eserleri bir kenara bırakarak okunması ve üzerinde tenkit edilmesi elzem olan nitelikli kalemleri ve onların incelenmeye değer eserlerini mercek altına alıyor. Edebiyatımızın dünüyle bugününü reklam ve alkış gayesi gütmeden, en önemlisi de ‘Birilerinin nasırına basar mıyız?’ çekincesi olmadan kitapseverlerle buluşturan Hasan Öztürk, okuyucusuna bir nevi bibliyografik bir kütüphane de hediye ediyor ve bunun için fazladan bir ücret de talep etmiyor. Üç bölüm ve yirmi dört başlıktan oluşan Kendine Bakan Edebiyat, benim gözümde bugün için “kendine bakmaya yüzü olmayan edebiyat” hicvi nazarıyla incelenmeli çünkü Tanpınar’ın ölümünden sonra okunmaya ve hürmete layık görülmesini Hasan Öztürk’ün kaleminden okuduktan sonra “Sağlığına yetişememiş bir nesil olsak dahi bizi affet üstat” yakarışından kendinizi alamayacaksınız.
Yönetim erkini tamamıyla elinde bulunduran iktidarların aydınlar üzerindeki baskısını, kitapları esir alma tutkusunu ve makul vatandaş yetiştirme projelerinin izlerini birçok sayfada bulabileceğiniz kitapta “Karanlıkta Fısıldaşanlar”ı görebileceğiniz gibi yakılan kütüphanelerin külleri arasında “Kitap Yakmanın Tarihi”ne de göz atabileceksiniz. Camus’nün soylu yazara yüklediği, “bile bile yalan söylememek ve insanın ezilmesine karşı koymak” sorumluluğunu okuyucusuna aktararak yazarlara ve yazar adaylarına büyük bir yük yükleyen Hasan Öztürk, kitabında “Albert Camus’nün Yüz Yılı” başlığıyla büyük yazarı “Yabancı” ve “Veba” hapishanelerinden kurtararak çeşitli yazıları ve sanat ile ilgili görüşleriyle okuyucuya sunuyor.
Yazarın özgürlük sorununu George Orwell üzerinden günümüz Türkiye’sinde piyasa araştırmasına memur olan yazarlara atfeden Kendine Bakan Edebiyat, çok satanlar listesindeki yerini kaybetmesi pek mümkün görünmeyen 1984’ü ve ona nazaran pek az kişinin bildiği Kitaplar ve Sigaralar’ı, sanat-siyaset ve özgürlük üçgeni içerisinde bizlere anlatır. “Biyografisine Sığmayan Kadın” Halide Edip Adıvar’ı, “…edebiyat tarihlerinin ve ders kitaplarının ya da ansiklopedi maddelerinin ‘kadın romancı’ kategorisinde değerlendirilip geçiştirilmeyecek türde yaşam zenginlikleri olan, otoriter anlayışa sert tepkileri, özgürlük yanlısı görüşleriyle ve bu görüşlerini kuramdan uygulamaya geçiren bir eylemci” tanımlamasıyla İpek Çalışlar’ ın gözünden çok yönlü bir mücadele kadını Halide Edip Adıvar’ı bizlerle buluşturur. Merkez üssü Divan Edebiyatı olan ve ülkenin hemen her yerinden aynı şiddetle hissedilen eski-yeni depremini Sabahattin Eyuboğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Abdülbaki Gölpınarlı ve adına burada yer vermediğim birçok sanatçının kaleminde, eleştirilerinin sayfalarına taşıyan Hasan Öztürk, bu tartışmalar içerisinde gerek zanlı gerekse savcı sandalyesinde oturan Eyuboğlu’nu Kafkas Dağlarında resmeder.
Eleştirinin ve nitelikli okur olmanın gereklerini Nurdan Gürbilek’in, Sessizin Payı kitabından ganimet üleştirir gibi taksim eden Hasan Öztürk, “Kendine Bakan Edebiyat” adına Türk Edebiyatına şu soruyu sorar: “Bu ülkenin edebiyat/roman eleştirmeni kaygısı var mıdır?”
Bu soruya cevap ararken okuduğunuz bir Hasan Öztürk kitabının ardından okunacak kitaplar listenizin uzunluğuna bakarak ne kadar iyi bir okuyucu olduğunuza da kendiniz karar verin. “Kendine Bakan Edebiyat” sizler için iyi bir ölçüt olacaktır.

Hasan Öztürk, Kendine Bakan Edebiyat, Erdem Yayınları, İstanbul 2016

Latest posts by İsmail Özalp (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.