"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kirpiksavuran Rüzgarı

Kaç zamandır, sormam
Kuşburnu yangını saçlı kız
Örüyor muydu, sokak başında
Serkeş hikayelere kendini
Topukları al al mıydı, eski günleri anımsatırcasına
Yoksa her şey uçtu mu; bu havada

Neresinden tutuyoruz hayatı
Daha kaç parçaya bölünürüz
Kaçımız sağ çıkar karaya
Bu yıldız fırtınasından
O berrak gecede bile…
Tutsaktık pembesine

Kelimeleri uyandırmadan, süzülerek
Sessiz rüya diliyle
Sararmış yapraklarla, sıcak kahvenin dost damlasıyla
Bir gölgenin silüeti kadar yer tutunduk

Hayır! yersiz ve zamansız; bir o kadar da cüretsiz yaşamaya
Ve hep o son sahneye yetişmek telaşında telaşsız

İstasyonda yüzler
Başlamamış yolculuklar
Aslında hiç başlamayan şeyler
Unutulmayan olmamışlıklar
Yağmurla ıslanmak derken bir şemsiye girer aramıza
O yağmur artık yağmur değildir
O yüz artık yüz değildir

Kimse söylemek istediklerini söylemedi
Zaman durup beklese bile
Sümbül baharını esirgese bile
Her şey plansız ve öylesineydi
Olmasın diye didindikçe

Kirpiksavuran rüzgarı bitti

Plak durdu, sukutundan yükseldi, anlamın şarkısı
Yosun, kokusuna sığındı
Taş kibrini tükürdü

Sarılmış olduklarını fark ettilerx

Latest posts by Meryem Çelik (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.