"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kıyıcı Bir Çığ Olarak Şiir: Ali K. Metin’in ‘Rövanş’ Kitabı Üzerine

1.

‘Kıyıcı’lığı ironisinden, çığlığı barbar duyarlılığından geliyor Ali K. Metin şiirinin.1 Önce ‘ironi’den ne anladığımızı açıklamaya çalışalım:

‘‘Sözel ironi, belli bir sözün görünür anlamı ile asıl ima ettiği anlamın farklı olması demektir. Bu günlük hayatımızda olsun, edebi veya başka türlü şeylerde eserlerde olsun, daima karşımıza çıkan bir şeydir. Türkçe’de kara mizah dediğimiz şey. Yapısal ironi ise bütün esere veya eserin bir bölümüne, bir ya da daha çok karakterin özelliklerine yayılmış bir ironi türüdür. Bizi burada ilgilendiren de aşağı yukarı budur. Bu türde, müellif, ironiyi belli bir durumda ve bir kerede ve doğrudan belli sözler yoluyla vermek yerine durumun veya durumların ironik yanını ortaya koyarak bir anlamda işini sessizce görür. Sözel ironide edebi karakter ironi yaptığının farkındayken, yapısal ironide durumların ironisi bu durumları yaşayanlara kapalı, müellif ve okuyuculara açık olabilir. İroninin bir ucu absürde, diğer ucu eleştiriye dokunur.2

Ali K. Metin şiirinin kıyıcı yapısal ironisi, medeni davranış biçimleri üzerinden eleştiriyle güç alır, eleştiri temelinde işler. Burada şair, ahlak vurgusunu da öne alarak-belirginleştirerek egemen medeniyet algısını yapısal bir ironiye tabi tutar. Rövanş’ta eleştirel algı, ironik deyişlerle biçimlenerek bir devlet ve (bürokratik işleyişin aksayan yönleriyle birlikte) bir medeniyet eleştirisine dolayısıyla medeniyet aleyhtarlığına doğru bir seyir izler. Rövanş’ın sıkı sağlam mimarisiyle kıyıcı bir eleştiri etkinliği ve girişimi olduğunu düşünmekten yanayım. Rövanş, Yakın Çağ Türk Siyasi Tarihinde Tanzimat’la başlayan ve topyekün yürütülen bir medeniyet projesine bir saldırı, bir müdahaledir. Şair, kokuşmuş bir Batılaşma macerasına (‘Avrupa Birliği yalakaları’ s.9.) ve Batılaşma eksenli bir tutum belirleyen dejenere olmuş devlet erkanına (‘ibne bürokratlar’ s.9.)  şiir sanatı yoluyla kıyıcı bir eleştiri geliştirirken, mısra düzeyinde ve düzeneğinde klişe kırıcı işlevleri de işletime sokarak ironi eksenli ve eleştirel karakterli salvo atışlarını yöneltmekten çekinmeyecektir. Bu hususta şairin sakınımsız ve cesaretli argo biçimli deyişlerle sağlam bir şahsiyet sergilediğini söyleyebiliriz.

Savımızı örnekleyecek olursak, Rövanş’ın devlet (anti-bürokratik yönleriyle) ve medeniyet (anti-modern boyutlarıyla) eleştirisi biçiminde şekillenen ironik tabiatlı şiirleri; ‘Devlete Evet, Devlete Hayır: Bismillah’, ‘Devleteasayınmiriefendi’, ‘Haşerata Karşı Toparlanma Harekatı’, ‘Medeniyete İntisap’ ve ‘Rövanş’ta, seçiklikle duyulabilir bir vasıf kazanır. İfade ettiğimiz üzere bu şiirlerde, şairin şiirsel söylem düzeyinde sağlam-sahici bir ahlaki bilinci de yedeğine alarak şiirsözünü modern şiir okuyucusuna cesaretle dile getirdiğine tanıklık ederiz.

Rövaş’ta ironik tavrın ağırlıkla yer alışının nedenlerinden biri de şiir kişisinin devasa medeniyet karşısındaki aykırılığı, medeniyet değerlerine yönelik uyumsuzluğu ve uzlaşmaz tutumudur. Rövanş’ta temel bir tavır olarak ironik belirleyiciliği, şairin etik-estetik tutumunun bir dışavurumu olarak Paz’ın ifade ettiği anlamda düşünüyorum:

‘‘İroni dinletiyi bozan ve onu kakofoniye çeviren uyumsuzluktur. İroni pek çok ada sahiptir; aykırılık, istisna, Baudelaire’in dediği gibi tuhaflık. Sözün kısası o, en yıkıcı kazadır; ölüm.’’3

Bir şair-şiir düşünürü ve bir eleştirmen olarak Ali K. Metin, etik ve estetiği birlikte, bütünlüklü ve birbirinden ayrılmaz bir tavır olarak düşünen bir yazardır. Şairin etik duruşu, üzerinde özellikle durduğu Hakikat’ten güç devşiren, Hakikat’e yönelen sıkı bir ahlaki bilinç temelinde işler. Şairin estetik tutumu ise hayat ve hakikatle sahici – asli bir bağı olan, hayatın içindeki ahlaki durum ve davranışları temel alan varoluşsal bir dışavurum, hayat-sanat dilemmasına prim vermeyen sanatsal bir biçim verme edimi, yaşantı-eksenli bir kendiliğindenliktir. Bu durumda söz konusu şiirler de şairin etik duruşunun doğal/otantik bir yansıması, ontolojik aktarımı olacaktır. Yine Metin’in hemen birçok şiiri, karakteristik yapısal özellikleri ve ironik kıyıcılığıyla bürokrasinin ucubeleşmiş yaralarına ve modernleşmenin dejenere olmuş yansımalarına şiirsel ahlaki bir tepkidir:

 

‘‘Bilmeyenler haddini bilecek işini bilecek

      alın teriyle yaşamak neymiş muhakkak bilecek

Bilenler bilmeyenler kırk satır görecekler gayrı

                                                         Allah’ın emri

Bu minval halkımızın adalete itikadı pek tabii vardır

Şeriatın kestiği acımaz bilmemek acıtır, bunlar çoğu sözde

Başka telden çalıyor 657’ye kapak atar atmaz bizim

                                                          kıçı kırık Türkler

Taşıdığımız lanet bir kambura benzemektedir sırtımızda

                                             hep zaten bu müzmin paradoks

Bu ıtırsızlık bu boş verme bu nam-ı diğer kaptan

                                                          halet-i ruhiyesi’’ (s.10)

 

2.

Şimdiyse Ali K. Metin şiirinin ‘kıyıcı bir çığ olarak barbar’ şiiri temelinde serimlediğimiz genel özelliklerine gelelim:

Neden kıyıcı bir çığ ve neden barbarlık?

Kıyıcılığını 1. bölümde ifade etmiştik. Şairin ‘çığ’lığını, şiirde bir neo-barbar oluşunun geniş anlamını ve eserindeki taze algı ve yenilikçi bir bilinçle birlikte açığa çıkışını onun şiir görüşünden hareketle betimlemeye çalışalım:

‘‘Saflık şairin en özgür, en kendi olma halidir. Sezgi ve duyuşlarımızın dünyaya bütünüyle açık olması, hakikatin anlamını/imgesini belirlemede etkin bir düzeye gelmiş olmasıdır. İnsanın kendine uyanışı, kendi duygu ve zenginliğinin farkına varmasıdır. Hakiki şiir işte bu yüzden barbar bir kişilik taşır. İnsanı bütün çıplaklığıyla ifade etmenin vahşice huzursuzluğu ve heyecanı içersinde bir şiirdir o. Hakikate ve özgürlüğe doğru yapılmış içsel bir hamlenin ürünüdür.’’4

Ali K. Metin’in neo-barbar şiiri düşünüş biçimini İsmet Özel’in Şiir Okuma Kılavuzu’nda ‘Barbarın Dili Şiir’ metniyle birlikte düşünmenin, yeni bakış açılarının yolunun açılmasına sebebiyet vermesi yanında Rövanş’ı ve topyekün Ali K.Metin şiirinin tabiatının kavranmasına da kolaylıklar sağlayacağını söyleyebilirim. Metin için şiir ‘duyuşta barbarlığın’ yaban bir duyarlıkla ifade edilmesi ve iletilmesidir. İsmet Özel ise söz konusu metninde barbarın dili olarak şiiri bir zihniyet meselesi ve egemen medeniyet değerlerine bigâne kalışla birlikte düşünür, bu bir bakıma göre dünyaya, hayata, olaylara ve insanlık durumlarına uyum sağlamayan bir bakış açısıdır:

‘‘Medeniyet ve barbarlık insanın dünyaya bakışında, dünyayı değerlendirişinde fark ettiğimiz karşıtlıkla ilgilidir.’’5

Şiirin şaire gelişi ve şairi vuruşu ve onda açığa çıkış belirtileri yoğun bir anlatımı imler. Bu yoğun anlatım ve duyarlıklı dil, hayati bir hususiyet taşır. Bu hayatiyet ise içtenlikli söyleyiş ve sahici bir akışla medeniyetin yozlaşmalarına ve insanın değerden düşüşüne karşı duyumda yabanlığıyla birlikte sarsıcı bir sağanak ve çığ biçimini alır. Bu ise çapaklı bir ses ve eda ile şu temel ilkeye vurucu bir anlam yükler: ‘Yozlaşmaya karşı insanın savunusu!’

Dolayısıyla bir hak arama dili olarak gelişen şiir, medeniyetin temsilcileri tarafından kendisine ayrılan yeri yadırgayacak, savaşı göze alacaktır:

‘‘Kendini merkeze yerleştiren medeniyet, yerini kaybetmemek için yapısındaki belli özellikleri devreye sokar, nesneler arasındaki ilişkileri sabitleştirme gücünü harekete geçirir. Merkez dışında kalanın önünde iki seçenek vardır: Ya merkezdekinin üstünlüğünü kabullenecek ve medeniyetin kendine biçtiği yere rıza gösterecek, dolayısıyla medeniyetin dilinden anlar hale düşecek; ya da merkezin üstünlük iddiaları karşısında savaşı göze alacaktır.’’6

Ali K. Metin medeniyet değerlerinin savunucuğunu yapan güçlere karşı savaşı göze almış bir şiirin sahibidir. Şiirindeki savaşkanlık ve başlı başına Rövanş, bunun somut bir kanıtıdır. Böylece bir hak dili olarak biçimlenen şiirin anlam dünyası, medeniler katında, taşıdığı barbar duyarlığı ve uyumsuzluğuyla anlaşılmaz, kavranmaz hale gelecektir. Buna sebep insan ilişkilerinin yozlaşması ve bu ilişki biçimlerinin insanı modern dünyada şerefinden yoksun bırakmasıdır. Ali K. Metin’in bir şair olarak medeniyet aleyhtarlığının ve duyumda hamlığının-barbarlığının özünde bu fikirler barınır:

‘‘Bir hak arama dili olarak şiirin modern dünyada tuttuğu yer, toplum ilişkileri içinde barbarın tuttuğu yere uygun düşer. Her ikisi de asıl söylenecek şeyin söylenmekte olandan farklı olduğuna işaret ederler. Şiir yabancılığı üstlenir, çünkü geçerli dil, ulaşılacak menzil bulunmadığı görüşünü haklılaştırmak üzere kullanılmaktadır. Barbar yanancılığı üstlenir, çünkü geçerli insan ilişkileri insan türünü şerefinden yoksun bırakmaktadır. Şiiri medeniler anlayamaz, anlayacak olursa felce uğramaktan korkar. Barbarın niçin böyle davrandığını medeniler anlamazlıktan gelir, anlama çabalarının kendi çürümüşlüklerini kabullenmek olduğunu bilir. Şiir bir ayağını insan olma haysiyetine basarak yürümeye başlar, öteki ayağının basacağı yeri önceden kestirmek mümkün değildir. Barbar milk-i bekadan gelmiştir, nereye gideceğini Allah bilir.’’7

Ali K. Metin için şiir, varoluşa değin, varoluşa değinen, varoluştan kaynaklanan taraflarıyla tebarüz eder. Şair için şiirin anlamı, insanlık durumlarının duruş-yaşayış ve seziş biçimlerinin özünü-asli anlamını açığa çıkarmakla işlevlenir. İnsan olmak bu şiire olmazsa olmaz karakterini verir. Şiir kişisinin yaban duyarlığı ve yol hali üzere ‘gurbette bir insan’ olarak varoluş durumu, en seçik ifadesini şiirde bulur. Bu anlamda şiir, insanın özünü ve fıtratını tahrif eden ( dolayısıyla barbarın saf doğasını bozuma uğratan) her tür itizal etmiş unsura tümüyle bir ‘‘red’’dir. İnsanın asli anlamı hakikate yönelik tutumuyla belirginleşir:

‘‘Aldanışa, aldatmaya, çirkinliğe, zulme karşı bir tavır olarak şiir. Görüntünün hükümranlığını reddeden, bütün duyargalarıyla hakikate dönük bir şiir.’’8

Ali K. Metin, bu hususiyeti, ‘‘Taze Kan-2’’ şiirine poetik şerhler düşerek ilkeselleştirir:

‘‘Bir karakter, bir hayat-memat meselesi olarak şiir: Poetik şiarımız tam da budur!” (s.73)

Ali K. Metin şiirini vurucu kılan bu poetik ilkedir diyebiliriz. Rövanş da şairin poetikası çerçevesinde sarsıcı-etkileyici şiirlerden oluşur. Rövanş’a sarsıcılığını kazandıran niteliklerden olarak kural tanımazlığı ve aynı zamanda hakikate vurgulu söyleyişi, şairin poetikası özelinde Neo Barbar şiire yeniliğini sağlayan taze bir algıyla biçimlenir. Bu taze söz söyleme endişesi taşıyan şiirsel algı, genele rağbet etmeyen anlamında anti-konformist özellikler taşır. Şairin şiirsel karakterini belirleyen, uyumsuzluğu ve özgürlüğe olan tutkusudur. Şair şiirinin bünyesinde taşıdığı bu temel niteliği değişmez bir huy biçiminde yorumlar, şerh eder:

‘‘Şiir kayıt şart tanımaz. Barbarlığa gelince, bu onun bilinen en eski, en değişmez huyudur.’’ (s.72)

Tüm bu karakteristik özellikleriyle Ali K. Metin şiiri, modern şiirde ‘Türk olmak’ ve ‘Barbarlık’ı özdeş anlamları ve birbirine akraba mahiyetiyle birlikte düşünmemizi sağlar. Rövanş’la beraber Ali K. Metin, modern Türk şiirinin soy ağacına barbar bir aşı vurur, ayak basılmadık duyarlığıyla taze ve gür bir algı, zinde bir bilinç ekler:

‘‘Barbarlık, şiiri Türklükle mayalayan bir öz,

                                               bir çekirdek ihtiva eder.

Her Türk, genlerinde mevcut olan barbarlıktan

fışkırmayı

kendine bir borç

bilecek-

tir.’’ (s.74)

Neo Barbar şiire tazelik katan ve yenilik niteliği kazandıran husus, bu durumda Aşk ve Aşk’a cehdetmek mücadelesi olacaktır:

‘‘Öyleyse aşka cehdetmek bundan böyle

Türklüğün şartları arasında bilinsin

isterim’’ (s.74)

‘‘Türk’ün vatanı, aynı zamanda

aşkın da

vatanı

sayılabilir.

Her Türk gencinin damarlarında şiirin ve

aşkın

kanı

dolanmalı-

dır.’’ (s.74)

Ali K. Metin için şiir, fişekli/tetikte bir bilincin, bir uyanıklık ve farkındalığın titiz bir ifadesidir. Şaire göre ‘‘Barbar şiir, bilinçaltının dışavurumu değil, belli bir farkındalığın sonucu olarak ortaya çıkar. Bilinçaltı, beşeri tecrübeye dâhil edilmesi gereken bir unsurdur sadece. Şairin duyu ve keşif alanlarından biridir. Şiirin gerektirdiği uyanıklık ise şaşkınlık ve uyumsuzlukla kendini gösterir.’’9

3.

Uyumsuz bir bilincin ürünü olarak dışlaşan Ali K. Metin şiirinin ironik deyişli barbar tabiatına dair yaptığımız okumayı toparlayıp maddeler halinde sıralarsak şu şekilde listeleyebiliriz:

Rövanş, modern hayat tabloları ve medeniyet belirtilerini ironize etmesiyle kıyıcı/eleştirel bir şiirdir.

Devlet ve medeniyet karşıtı oluşuyla anti-bürokratik ve neo barbar bir şiirdir.

Ali K. Metin şiirine neo barbar ve yenilikçi niteliklerini kazandıran husus, hayattan yalıtık ‘duyumda estetizm’e tevessül etmeden ‘duyuşta barbarlığı’ modern şiir diliyle somutlaştırmasıdır.

Rövanş’a kadar gelen ve Rövanş’la birlikte en uç örneklerini sergileyen modernlik karşıtı/anti-modern tavır, modern hayatın kokuşmuşluklarını ve dejenere olmuş yanlarını sakınımsız ve cesaretli bir şiir diliyle biçimleyerek eleştirel bir boyut kazanır.

Ali K. Metin şiirinin öne çıkan özelliklerinden biri de şiirsel argoyu, neo barbar bir duyarlıkla biçimleyerek mısra düzeneğinde klişe kırıcı tutumunu kıyıcı bir eleştirellikle yüklemesidir.

Ali K. Metin Şiiri, küresel medeniyet kuşatması ve modernliğin saldırısı karşısında, bu topraklarda ‘Türk ve Barbar’ olmanın asli anlamını ontolojik bir bütünlüğe kavuşturarak dışlaştırmış şiirsel duruş sahibi sağlam bir kale hükmündedir.

Ali K. Metin, Rövanş kitabıyla, günümüz Türk şiirine neo barbar bir aşı vurmuş, egemen medeniyet algısıyla uyuşmayan, uzlaşmaz nitelikleriyle mücehhez Türk şairi nezdinde yeni bir nefeslenme ve soluk alma imkânı oluşturmuştur.

Rövanş ve geneli itibariyle Ali K. Metin şiiri, ne bütünüyle neo epik bir şiir (özde epik bir duyarlıktan beslense de biçimce deneysel nitelikler de taşır), ne bütün tecrübesiyle deneysel (çünkü şiirimizde ‘naylon algı’yı dışlayan bir şiir oluşu yanında sahici bir varoluş algısına sahiptir), ne tüm veçheleriyle çatışmacı (medeniyet karşıtı oluşuyla cedel içeren unsurlar taşısa da mücadeleci bir şiir denilemez), ne de modern lirik şiirin döngüsel evreni ve sınırlarına hapsedilecek türden bir şiirdir (çünkü örneğin ‘İnsanlığım Ol Buyur Gel’ şiirinde liriği epiğin bütünlüklü dünyası içinde düşünen bir genelleştirme söz konusudur, tikelden tümele, özelden genele yönelen bu şiir tutumu karşısında ‘Lili’yi ‘Türkiye’ olarak düşünen geniş bir algıya tanıklık ederiz.).  Sözün kısası Ali K. Metin şiiri, diyalektik bir bütünlüğe sahip ve günümüz Türk şiirini ‘hakiki mecrası’’na çekebilecek teklifleri olan nevi şahsına münhasır bir karakter taşır. Sahici/yoğun bir kanaldan akan, hakikate yönelimli, gündelik hayatın mıntıkalarında daralıp büzülerek medeniyetin belalarına maruz kalmış modern insana özü gür bir kanal açan şiirdir.

Rövanş’ta halkçı bir duyarlığı dışlaştıran şiir bölümlerine rastlansa da bu şiire,  bütünsü anlamı ve günümüzdeki son örnekleriyle Popülist bir şiir diyemeyiz. Daha çok Rövanş’a ‘barbar bir bilinç’ temelinde işleyen ‘ahlakçı bir seçkincilik’ hâkimdir. Kitapta bu bazen ritme takla attıran aksak bir ifade ile dile getirilir:

 

‘‘Biz dinazorlar, dilin o ham halini işte sevi-seviyoruz

Zira hakikati

sep-seviyoruz

Barbarlığımıza

evvelemir,

sebep budur.’’ (s.88)

 

‘‘Mehmet Akif, İsmet Özel ve sair. Tamamı değilse bile

aralarında bulunmakla şeref duyduğum bir grup

dinazor: ahlak devrimcileri diye

nitelenebilirler’’ (s.89)

 

Sözün ve yazının nihayeti olarak diyebiliriz ki, topyekün bir Rövanş ve geneli itibariyle Ali K. Metin şiiri, ‘‘Türklüğün ontolojik şartları’’ gereğince şekillenmiş, şiiri bir şahsiyet meselesi eksenli düşünmenin kendiliğinden bir ifadesi olarak varoluş ve hakikatle ıralı, ustalıklı bir şair olmanın tecessüm etmiş halidir.

Şiirimize kan pompalayan/dinamizm katan ‘‘Taze Kan-2’’ şiirinden bir alınlıkla bitirelim:

 

‘‘Türkler, şiirin hakikatiyle aslına, asli

karakterlerine

dönebilirler.’’ (s.73)

(*) Metinde sayfa numaraları verilen alıntılar Rövanş’ta yer alan şiirlerden yapılmıştır.

  1. Ali K. Metin, Rövanş, Hece Yay., Mayıs 2014, Ank.
  2. Atlılar, ‘‘Pound İçin Sözlükçe’’, Mart-Nisan 2000, S. 2, Ank.
  3. Octavio Paz, Öteki Ses, çev: Murat Varlı, İnkılâp Kitabevi., 1997, İst. s. 40.
  4. Ali K. Metin, ‘‘Şiir İçin Barbarlık’’, Poetik Haber, erişim tarihi: 27.11.2014.
  5. İsmet Özel, Şiir Okuma Kılavuzu içinde, ‘‘Barbarın Dili Şiir’’, Şule yay., 6.bsk, Eylül 2000, İst. s.70.
  6. Şiir Okuma Kılavuzu içinde, s.71.
  7. Şiir Okuma Kılavuzu içinde, s. 71-72
  8. Poetik Haber, erişim tarihi: 27.12. 2014.
  9. Poetik Haber, erişim tarihi: 27.12.2014.

Bu yazı yorumlara kapalı.