"Enter"a basıp içeriğe geçin

Muavin Yolculuğu

Bir gerçeğe endişeli sırla yaslandım
Taşındı ağır ağır pazarlanacak acı
Ateş aldı sevdalar, vedalar kucakladım
Oyalandım sesime varmadı dünya
Vardım ki arpalar yanmış kavrulmuş
Vardım ki eline hasret yâr olmuş
Yüzüme hasredilmiş eline nasıl!
Ellerin
İkiye bölünmüş kalbi duanın
Tüllendi yakamda yenden bihaber
Tenimden ince ince soyuldu vuslat
Düğün gecesi yorgun bana musallat…

Geçiyor karakış, geçti güz, geçti bil
Gidiyor kendi üzerinden yollar, gitti bul
Duruyor ara sokaklarda çocuklar
Durmuyor sevdaya yabancı çocukluklar.

Latest posts by Önder Öztürk (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.