"Enter"a basıp içeriğe geçin

Okula Geç; Hayata Erken Başlamak

Sizin hiç hayalleriniz bir otobüsün altında kaldı mı?
Günlerce okula kaydolacağınız günü bekleyip de çaresiz boynu bükük evinize döndünüz mü?
Sokakbaşı romanının kahramanı İhsan bu duyguları yaşadı. Yetmişli yılların sonu, Anadolu’nun hemen her yerinde manzara benzer. Hayat her zamanki gibi yavaş ve sade. Ceyhan ırmağının kenarında, yeşillikler içinde yamaca yaslanmış bir köy. Yoksulluk ve fakirlik o dönem her eve misafir. Ama insanlar şikayetçi değiller hiçbir zaman. Şükretmesini biliyorlar. Yoksulluğu paylaşarak azaltıyorlar.
Okula geç, hayata erken başlayan ırgat çocukları…
Yaz sıcaklarında tarlalarda maişet derdiyle geçen günler…
Alın teri kokan bu uçsuz bucaksız tarlalarda yeşeren hayaller…
Ortaokula kaydolmak için köyden ayrılış ve şehrin karmaşık ve zorlu hayatına geçiş…
Çocuklar neden okula gitmek ister sahi? Okulda ne bulurlar? “Okuyup adam olmak” nasıl bir şeydir. Oysa çocuklar, arkadaş ve oyun isterler en çok. Okulda ne çok arkadaş var değil mi? O zaman oyun da vardır. Sabırla ve merakla beklenen okul. Bir de hayalleri vardır insanın uçsuz bucaksız. Okul bu hayallerin tam da ortasındadır. Gecikmeli de olsa ortaokula kaydolan İhsan bir yandan derslerle bir yandan hayatla mücadele etmek zorunda. Sandığından çabuk geçiyor günler. Bir liseye kaydını yaptırırken anlıyor zamanın ne kadar çabuk geçtiğini. Liseye kaydolmaktan ziyade, sevdiği kızla aynı okulda olacak olması sevindiriyor onu. Uzaktan sevdiği kıza artık daha yakın olacak. Ama hayat acımasız. Her şey hayal ettiği gibi olmuyor insanın. Kaderin neler getireceğini bilemiyoruz. İyiler ve kötüler eskiden beri aynı hayatın içinde mücadele ediyor.
Oysa kırmızı beyaz puanlı elbiseli kızla beraber koşmak istiyordu İhsan. Hiç bitmesin istiyordu bu koşu. Çocukken o bisikletin peşinde koştukları gibi.
Öyle olmadı.
Birden ayağı kaydı ve bir karanlığa düştü. Kör edilmiş insanların atıldığı bir kuyuydu burası. El yordamıyla yaralandığını anladı sonra. Hiçbir suç işlemediği halde neden bu hapishanedeydi? İşte hayat böyle, sizi nereye savuracağı belli olmuyor. İnsan kaderinde olanı yaşıyor son tahlilde. İçinde taşıdığı imanla ve tesellilerle hayata tutunmaya çalışıyor. Hayallerle besliyor tesellilerini. Bir muska gibi yanından hiç ayırmadığı mektup en büyük teselli kaynağı. Bekleyeni ve bekleneni bir gizli yol ile birbirine bağlayan mahcup mektuplar.
Sokakbaşı romanı Anadolu insanının günlük konuşma diliyle yazılmış. Bu yönüyle oldukça samimi ve sıcak bir anlatımı var. Bir anda kendinizi olayların içinde buluyor ve siz de karışıp gidiyorsunuz romanın içine. Bir solukta okunacak çok akıcı bir eser. Alışılmış romanlar gibi çok sayfalı değil. Romancık da diyebiliriz biz bu esere. Aşklar, hayaller, heyecanlar, korkular… Herkesin kendi hayatından bir şeyler bulabileceği, sade ve içten bir roman.

Latest posts by Enver Çapar (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.