"Enter"a basıp içeriğe geçin

Paralel Yapı: İslam’a Karşı İslam Pprojesinin Adı

Fethullah Gülen’in liderliğinde 50 yılı aşkın bir süredir faaliyet gösteren Paralel Yapı (FETÖ), dünyanın neredeyse her yerinde örgütlenmiş büyük bir küresel dinsel cemaat hareketidir. Bu hareket, küresel güçlerin planlarına uygun olarak İslam’a karşı İslam projesinin en güçlü uygulamalarındandır, belki de en güçlüsüdür. Sosyolojik anlamda paralel din olarak pozisyon alan bu örgütlü dinsel yapı, dünya çapında “alternatif İslam” projesi kapsamında piyasaya sürülen ve uzun bir süredir başta Türkiye olmak üzere birçok ülkede siyasal, ekonomik, hukuksal, dinsel, güvenliksel, ailesel vs. güç elde etmiş uluslararası din istismarcısı terörist bir organizasyondur.

 

 

Fethullahçı terör örgütü Paralel Yapı, “alternatif din-i İslam projesi”ni hayata geçirirken küresel güçlerin desteğiyle tam bir din mühendisliği stratejisi izleyerek gittikleri bütün ülkelerde Müslümanlar üzerinde baskıcı, dayatmacı, jakoben bir din dayatmasıyla kendi din anlayışlarını dikte etmiş; hizmet, himmet, din, kardeşlik, cemaat, abi, abla, peygamber, kurban, sadaka, zekat gibi en temel İslamî değerleri istismara yeltenmiş, bu kavramların içini boşaltmaya çalışmış “ılımlı İslam örgütlenmesi”dir.

 

 

Güç Arzusu ve Dünyevileşmenin Getirdiği Nokta:

15 Temmuz Kanlı Darbe ve İç Savaş Girişimi

 

Bir dinî grubu ve liderliğinin, güç arzusunun, güce tapınmanın peşine düşerek nasıl dünyevileştiğini, zorbalaştığını görmek isteyen varsa, Paralel Yapı’ya, bu yapının 15 Temmuz gecesinde geldiği noktaya bakması yeterli olacaktır. Heva ve hevesinin, arzusunun peşine düşerek dünyayı tercih eden (‘Araf 7/175-176) bu zalim, sömürücü, istismarcı, mehdici/mesiyanik cemaat yapılanması, güç sarhoşluğuyla bu milletin maddi ve manevi imkanlarını yine bu milletin kendisine karşı kullanma zilletine düşmüştür.

 

 

Paralel Yapı’yı, güç arzusu ve dünyevileşme, din mühendisliğine, din mühendisliği de kanlı darbe girişimine kadar götürmüştür.  Bireysel ve toplumsal gerçekliğe dikkatli bir bakış, din mühendisliğinin insan hayatında varacağı tehlikeli boyutları gözler önüne serecektir. Güç arzusu, dünyevileşme, her türlü aracı meşru görme ve meşrulaştırma, paralel din, dine karşı din, din istismarı, gösterişçi dindarlık, takiyye, riyakârlık, gözetleme, şantaj, hak-hukuk çiğneme, şiddet, yıkıcılık gibi boyutlar, din mühendisliğinin en tehlikeli boyutlarındandır. Din mühendisliği, aslında bir toplum projesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumu din yönünden bir kalıba sokma, adeta hizaya getirme demektir. Din mühendisliği istenilen dini, mezhebi, din anlayışını topluma empoze etme, dayatma, kabul ettirme gibi durumları ifade eder. Din mühendisliği, toplum mühendisliği olarak bilinen toplumu “terbiye etme” ve bir kalıba sokmanın din cephesindeki türüdür. Din mühendisliğinde, ideal ve üstün kabul edilen din anlayışı veya ekolünün öteki olarak görülen toplum kesimlerine dayatılması söz konusudur. Demek ki din temelli mühendislikte bir toplumca kabul edilmesi, topluma yayılması istenen din veya din anlayışı var, bir de yine toplum tarafından, toplumun bazı kesimleri tarafından terk edilmesi istenen din anlayışı var. Toplumun kabul etmesi istenen din anlayışı, çoğu zaman örgütlü bir dinsel grup, hareket, yapı veya cemaate aittir. Bu yapı, grup veya cemaat, kendi din anlayışını, kendi dinselliğini, kendi dindarlığını, kendi din anlayışını kibirli bir biçimde en doğru, bazen de tek doğru din anlayışı ve pratiği olarak görür. Bunun sebebi, bu grubun kendini kurtulan fırka/cemaat, kendi liderini/rehberini kurtarıcı olarak kabul etmesidir. Kendini böyle gören kişi ve gruplar, topluma dini anlatırken aslında kendi din anlayışlarını merkeze alarak anlatırlar. Bunu yaparken kullandıkları dil ve üslup, tebliğden ve emr bi’l-ma’rûf nehy ani’l-münkerden oldukça farklıdır. Onların dil ve üslubunda mühendisçe yaklaşım, hizaya getirme, dayatma, empoze etme, dayatma, “benim inancımı, din anlayışımı kabul edersen kurtulursun” veya “benim liderime gel, tâbi ol, kurtul” anlayışı egemendir. Din mühendisliği, kısaca “bana gel, kurtul” yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, “kendine gel, kendini bil, kurtul; çünkü kendine gelirsen, kendini bilirsen, Rabbini bilirsin.” hikmetinden oldukça farklıdır. Topluma mühendisçilikle dini kabul ettirme yaklaşımında, Kur’an’ın ve Sünnet’in gösterdiği şekilde “hikmetle ve güzel öğütle davet etme/anlatma/öğretme/örnek olma” (Nahl 16/125) değil, baskı ve zor kullanma da dahil çeşitli yollarla, bir bakıma toplumu din konusunda tek kalıba sokma, benzetme hakimdir. Bütün bu genel hususlara bakarak denilebilir ki, örgütlü dinsel yapı olarak Örgütlü Paralel Dinsel Yapı, din mühendisliğine iyi bir örnektir.

 

 

Her Türlü Aracı Meşrûlaştırma

 

Toplum mühendisliği yoluyla din anlayışlarını topluma empoze eden, baskı yoluyla kabul ettirmeye çalışan dinsel yapılar, güç ve iktidara, dünyevi güce erişmek için çok çeşitli stratejiler izlerler. Bunlardan biri, her türlü gayr-i meşru aracı dahi meşrulaştırmaktan kaçınmamaktır. İçinde bulunulan sosyal ortam nasıl ise ona göre hareket etmek, bu tür örgütlü dinsel yapıların en önemli özelliklerinden biridir. İçki içmek, faiz yemek, tesettürden uzak durmak, çalmak, kopya çekmek, insan öldürmek, şantaj yapmak, şantajla tehdit etmek, dinlemek, gözetlemek vs., gerekli görüldüğünde bu tür dinsel organizasyon veya örgütlerin, kendi menfaatleri için yapabilecekleri ve de yapabildikleri gayr-i meşrû işlerdir. İslam’a karşı İslam projesi Paralel Cemaat, yaptıklarıyla her türlü gayr-i meşru aracı meşru gördüğünü ortaya koymuştur.

 

Dine Karşı Din

Dine karşı din, doğru dine karşı çıkarılan tahrif edilmiş dini, doğru dini istismar ederek insanları ezen, zayıflatan, uyuşturan ve halka zulmedenlerin istismar ve zulümlerini meşrulaştıran dini ifade etmektedir. Bu yazıda dine karşı dinden maksat, sosyolojik düzlemde dinin bazı mensuplarının başka bazı mensuplarına karşı konumlanması, bir anlamda dindarlara karşı dindarlardır. Tarihte ve günümüzde buna birçok örnek getirilebilir. Tarihte birçok din, tarikat, hareket, paralel din ve dine karşı din konumundadır. Günümüzde ise küresel aktör ve kurumların projelendirdiği ılımlı İslam, Avrupa İslam’ı, Amerikan İslam’ı, Türk İslam’ı gibi paralel İslamların, daha doğru bir ifadeyle paralel İslam’ın ötesine geçip İslam’a karşı İslam haline gelen dinî doktrin, pratik veya hareketlerin ve bu İslam’a karşı İslam’a uygun olarak faaliyet gösteren bir takım dinî akım ve hareketlerin varlığı bilinmektedir.

 

 

Sözün özü 17 Aralık ile birlikte başlayan süreçte yaşananlar ve 15-16 Temmuz iç savaş girişimi, sosyolojik anlamda dindarlara karşı dindarlar denilebilecek bir olaylar bütününe işaret etmektedir. Paralel din, sonuçta dindarlara karşı dindarları çıkarır pozisyona gelmekte ve bu pozisyonda dindarlar eliyle dindarlar başarısız kılınmaya, kötü gösterilmeye ve iktidardan alaşağı edilmeye çalışılmaktadır. Görünüşe bakılırsa bu süreçte darbe girişimlerine destek olan dinî hareketin kimi mensupları veya sorumluları, kendilerine verilen rollerle, kendi dinî anlayış ve amaçları doğrultusunda kendilerinde olmayan imkânlara sahip olan kimi dindarlara karşı mücadele vermekte ve Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki iktidarı düşürmeye gayret etmektedirler.

 

İslam içinde dine karşı din, yani alternatif İslam projesi olarak ortaya çıkan Paralel’in İslam’a karşı İslam siyaseti sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada uygulamaya konulmuştur. Ancak liderin liderliği ile, Diyanet’in ezan ve salâsı eşliğinde halkın tarihî direnişi sayesinde akamete uğratılan bu hareket, Türkiye’de ciddi bir zaafiyete uğratılmıştır. Bu yenilgiyle bütün dünyada bu dine karşı din projesinin başarısızlığa mahkum olacağını öngörmek mümkündür.

 

Din İstismarı

Gösterişçi dindarlıkla özdeşleşen bu kanlı darbeci terörist “mehdici yapı”, aslına bakılırsa küresel ölçekte din istismarı kavramıyla özetlenebilecek bir tutum, davranış ve ilişki biçimiyle kendini sahnelemekte, servis etmektedir. Bilindiği gibi ekonomi, siyaset, eğitim ve kültür gibi sosyal hayatın bütün alanlarında kendini gösterebilen istismar, din alanında da ortaya çıkabilmektedir. Din alanında ortaya çıkan istismar, yani din istismarı ise; dini suistimal etme/kullanma, din sömürüsü yapma, dini menfaati için araçsallaştırma, dini asıl maksatlarının dışında kullanma, dine, dinî inanç ve duygulara haksız çıkar elde etmek amacıyla atıfta bulunma, dini bir şeye alet etme, dinî değerleri kullanarak toplumdan maddî veya manevî çıkar sağlama, Allah adını kullanarak çıkarlar elde etme gibi mânâlara gelir. Din istismarı, bir tür din tacirliğidir. Din istismarcısı, din üzerinden çıkar elde etmeyi amaçlayan, tabir caizse dini, dinin hükümlerini veya dinî kural ve değerleri kendi çıkarı uğruna satan kimsedir. İslam filozofu Kindî’nin ifadesiyle hayvanî nefislerinde yer eden haset kiri ve düşünce ufuklarını kuşatan karanlık, din istismarcılarının hakikatin nurunu görmelerini engeller. Saldırgan ve zalim düşman olarak bunlar,  haksız yere işgal ettikleri makamları korumak için elde edemedikleri ve çok uzağında bulundukları insanî erdemlere sahip insanları küçümserler. Amaçları makam ve mevkilerin başına geçmek ve din tacirliği yapmaktır. Gerçekte onlar, dinden yoksundurlar; zira bir şeyin ticaretini yapan onu satar, sattığı ise artık kendisinin değildir. Gösterişçi dindarlıkla temayüz eden Paralel Yapı, bir din istismarı organizasyonudur. Küresel mesiyanik mehdici bir örgütlü dinsel yapı olarak Paralel’in kendisi, bizzat küresel bir din istismarı projesi olup buna uygun olarak Müslümanları istismar eden din görünümlü seküler bir yapısallık arz etmektedir.

 

 

Bu din istismarcısı Paralel Yapı, din istismarını Allah’ın adını kullanarak gerçekleştirmiştir. Allah’ın adıile insanları aldatma yoluna gitmişlerdir (Kur’an, 31/Lokman 33; 35/Fâtır, 5. Ayrıca    bkz. 57/Hadîd, 14). Genel olarak din istismarının tarih boyunca insanlığı, kitleleri etkilediği söylenebilir. Toplum içinde bazı insanlar, özellikle de seçkinler din istismarı yoluyla toplumun çeşitli kesimlerinden yararlanma yoluna gitmişlerdir. Devletler ve yönetici elitler de insanlar katında egemenliklerini sürdürme noktasında dinden veya dince kutsal sayılan şeylerden istifade edebilmiş ve edebilmektedirler. Din istismarının bu şekilde işlerlik kazanması, etkin ve etkili olması, dinin meşrûlaştırım gücü ve işleviyle yakından ilgilidir.

 

 

İşlevlerine indirgenemeyecek olan, fakat pek çok toplumsal işlevi bulunan dinin, en önemli boyut ve işlevlerinden biri meşrûlaştırım, yani meşrûiyet kazandırmadır. Denilebilir ki dinî meşrûlaştırımın din sömürüsü veya istismarına açık bir yönü bulunmaktadır. Bireysel davranışlardan toplumsal ve siyasal ilişkilere kadar hayatın hemen her alanında bir şekilde yapılanları rasyonalize etmek, kendini kabul ettirmek, iktidar sahibi olmak veya iktidarı pekiştirmek gibi amaçlarla dinî meşrûlaştırım yapılabildiğine göre aynı şekilde din istismarı da yapılabilmektedir. Din istirmacıları, genellikle dinî meşrûlaştırımın istismara açık yönünü kullanırlar. Din istismarı yapanlar veya dini kötüye kullananlar, maddî veya manevî çıkarları uğruna sergiledikleri davranışları insanlar katında iyi ve meşrû göstermek, haklılaştırmak veya izah etmek için bu davranışlara bir takım kılıflar veya gerekçeler uydururlar. Kılıf uydurma veya iyi gerekçeler bulma, insanları onların yaptıklarının doğruluğuna ve geçerliliğine inandırma ve böylece istismarlarını gerçekleştirmede etkili bir yol olarak görülmektedir. Paralel Örgüt, dinin meşrulaştırma boyut ve işlevini kullanarak yaptığı din istismarını adeta sonuna kadar götürmüştür.

 

Din Adına Terör ve Yıkıcılık

Gösterişçi, güce dayalı, ötekileştirici, dinî ayrımcılık yapan, her türlü aracı meşrulaştıran, gözetleme ve denetleme işi yapan, ilmi esas almayıp örgütlü hiyerarşik yapı temelli çalışan “Küresel Mesiyanik/Mehdici Örgütlü Paralel Dinsel Yapı”, hizmet ve hoşgörü kavramları da dahil birçok dinî kelime, kavram ve konuyu gösterişçi dindarlığı ve din istismarının bir parçası kılarak hem Türkiye’de hem de dünyanın diğer birçok ülkesinde insanların karşısına çıkarılmış İslam’a karşı İslam projesi ürünü bir dinî görünümlü gösterişçi istismarcı örgüttür. Kendini hedeflediği güç merkezli hakimiyete eriştirmede her türlü aracı meşrûlaştırmaktan kaçınmayan bu yapı, İslam dininin temel inanç, ilke, helal ve haramlarıyla asla uyuşmayacak kabul, tutum ve davranışıyla her türlü gösterişçiliğin sahteciliğinin varacağı son gibi kendi eliyle kendi sahteciliğini ortaya koymuş ve dolayısıyla kendi sonunu hazırlamıştır. Bu gösterişçi dinsel Paralel Yapının 15 Temmuz gecesi teşebbüs ettiği kanlı darbe ve iç savaşa karşı Türkiye’nin ortaya koyduğu tarihî direniş ve devrimci duruş, söz konusu hareketin yapaylığını, gösterişçiliğini, istismarcılığını apaçık sergilemiştir.

Bu yazı yorumlara kapalı.