"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sayı: 156

İnsanın kendisi ile baş başa kalamadığı, niteliğinin göz ardı edildiği ve bir istatistik malzemesine dönüştüğü zamanları yaşıyoruz. Kendisi ile baş başa kalmak, hesaplaşmanın ve tanışmanın çetinliğinden olsa gerek, başa bela almak anlamına geliyor. Her yönden esen mesajlarla zihni allak bullak edilen; sükuneti kalbinden, kelimeleri dilinden sürülen insanın iç düzenini kurabilmesi zorlaştığı için kendisi ile barışa varması ve yüzleşmesi de zor artık. Paket program akıl, kalp, duygu ve beğenilerle çaresizleştirilen insanın, fizikötesi ilgileri de üretim tüketim konusu haline gelmiş vaziyette. Kendimizden ve birbirimizden soğuyor, kopuyoruz. Edebiyat alanı özdoğasından kopmadığı sürece umut verici bir imkan alanı olma niteliği taşıyor. Kuşkusuz, salt söz de sağaltıcı ve kurtarıcı değildir, ama yine de sözle başlıyor çok şey. Hayallerimizi dayatılan yapay hayallerden kurtarabilirsek, belki hakikate dönüş için bir adım atmış oluruz.

 

Birnokta Dergisi her sayısı ile insanla insan, insanla hakikat/i, yerelle evrensel arasında şirazesi kaymış ya da kopmaya yüz tutmuş ilişkiyi onarma çabasında. Elbette cürmü cirminden büyük, ama yine de cirmi kadar. İyilik; hakikatin ilhamı ve yansıması, kötülük ve eksiklik ise bizim vasfımız, beşer olma süsümüz. 

 

Şubat sayımızda bir çeşit mülkiyet sorgulaması ve testi yapacak, gelen ürünleri isimsiz yayımlayacağız. Mart sayımızda ise bu isimleri “izafi malik”lerin izafi varlıklarına hürmeten duyuracağız. Şu soyut ve somut “kirli mülkiyet” çağında böyle bir soru çengeli bir işlev görür belki.

 

Kalın esenlikle.

 

MS

Latest posts by Editör (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.