"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sayı: 157

Dünya denilen bu uçurumun uğultusu bitmez. Uçurum uğultusuyla bitecek bir gün. Her şeyin bitecek olması korkulacak bir şey değil. Belki mutlak bir bitiş ve yok oluştan da söz edemeyiz. Varoluş/zuhur ezelli ebedli yolculuğunu sürdürecek. İyinin kötünün, güzelin çirkinin, yalanın gerçeğin, efsunun ve hakikatin çatışması üzerine kurulu bu düzen, kendisi de bitecek olan zaman düzleminin de ötesinde süregidecek. “Yaşıyorken yaşamak”, bu uğultu ile bulanmadan, sendelemeden yürüyebilmek olsa gerek. Edebiyat; hayatın uğultusunu ürküntü yayan seslerden söze dönüştürme eylemi, işi. Birnokta bu uğraşını sürdürmeye çalışıyor diğer dergiler gibi. Okuru yazarı ile birlikte zaman kamerasına bakıyoruz. Dilerim “huzur” olur çektirdiğimiz fotoğrafın adı.

 

Bu sayımızda şair ve yazarlarımızın isimlerini anmadan yayımlıyoruz eserlerini. Onları seslerinden tanıyalım diye yaptık bunu, ayrıca, iyi ve güzelin mülkiyeti konusunda kafa yoralım, eserin özgül ağırlığına isim katmadan bakalım diye. Mart sayımızda hangi çalışmanın kime ait olduğunu yazarlarımızın “izafi malikiyet”lerine hürmeten duyuracağız. İsim ile müsemma, isimle hakikati arasındaki uzun ince yola dair de “müfekkire”mizi kanatlandıralım bu arada. Çağın ayartıcılığına karşı hakikatle donanmak gerek. Huzur, hakikatin huzurunda olmanın bilinciyle mümkün olabilecek.

 

Esenlikle.

 

MS

Latest posts by Editör (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.