"Enter"a basıp içeriğe geçin

Sayı: 158

Şubat ayı İstanbul için kar ayı oldu.

Hayat denilen curcuna daha bir hızlı akmayı sürdürdü.

Ülkenin politik havası her zamanki gibi gergin ve yüksek nabızlı.

Çözüm süreci, başkanlık sistemi, yeni anayasa ve temel tüm meseleler coğrafyamızın asal kimliği bağlamında ve net olarak konuşulamıyor hâlâ. Varlığa ve oluşa, hayata ve ölüm sonrasına, tümel ve asal doğrular getiren “mutlak doğrular”a göre hareket edilse; ezen ezilen çelişkisi, emek rant çekişmesi, ırkçılık mezhepçilik belası ortadan kalkacak; insan özündeki hakikati kavrayarak çürümekten kurtulacak ve yeryüzü hakikatin güzelliğiyle bir daha güzelleşecek. Yönü şaşmış bir dünyada yol ve yordam olacak gerçek seçeneğin ne asaletine uygun dillendiricileri, ne de o yöne bakan meraklıları var. Olanların da sesi meydanda yankı bulmuyor, yankılandırılmıyor.

Belki ülke tarihinde “yazar” konuşur sayısı hiç bu kadar çok olmamıştı. Oldu, oluyor.

Dergiler, edebiyat dergileri çıkıyor, şiirler yayımlanıyor, hikayeler denemeler yayımlanıyor. Özellikle dergiler “fedakârlık” esaslı olarak çıkıyorlar. Curcunalı gündemin ötesinde, insanın öz gündemine atıfta bulunuyorlar, iyi de ediyorlar.

Birnokta da yolunda yürüyor. Her ay her sayı başka bir macera. Bir nabız atıyor hâlâ. Şubat “isimsiz” sayımız çok sevimli geldi insanlara, isimsizliğe değer verilmesi de bize. İsimsizin isimlerini sunuyoruz bu sayı. Bu tavrı yazı ve şiirleriyle destekleyen arkadaşlarımıza yegân yegân teşekkürler.

ONBEŞİNCİ YIL. Dile kolay. Geriye bakınca bir uzun yol ki, “ne ayak dayanır buna ne tırnak.”

ONBEŞİNCİ YIL. Aslolan, ömrün uzunluğu kadar belki ondan çok, niteliktir. Çizgimiz çizgi, yolumuz yol. Yapabildiklerimiz ortada, takdiri ilgililere ait.

Esenlikle kalınız.

 

MS

Latest posts by Editör (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.