"Enter"a basıp içeriğe geçin

Şiir İçin Kötülükler / Gündoğdu

“Mine’l aşk” yani madrabazlık sanki küçücük bir oğlanın

Gözlerine gömülmüş gelecek kaygısı kızlar kadınlar

Yağ gibi kayıp giden bir yol muydu rüyadakine benzer

Türkiye istasyonu mesela ayrı bir dünyanın eşiği raylar

 

Sonu ne kadar kötü biten öykü yitik oğlunu arayan

Tere batmış anaların yüzündeki kavuşma sevinci

O çocuk ilk kez bilinçle gördü asrîliğin bizim dışımızda

Dayatılan bir tren olarak geçip gideceğini geldiği gibi

 

Bir de sonbahar nereden çıkar nasıl gelir nereye gider

O pastanenin kuytu köşesinde aşk arandı yıllar yılı

Ne saatlerin tam farkında olundu ne günün ne ayın

Bir tek toprak koklanmadı öpülmedi de hiçbir secde

 

Teke tek olmalı tüm vuruşmalar rüzgâr sesine koşut

Mumya olur yoksa söz uzanmış boyluboyunca yere

Oysa demlenen çay gibi filiz veren dal açan çiçek

Gibi olmalı şiir ölümlü değil üstelik doğ’rulmamıştır

 

Savura savura uzun paltosunun eteklerini karlı kış günü

Bir adam gelip geçecek şehrin kalbinden ne efsaneydi o

Buz tutmuş bütün göl aynaları ırmaklar donmuş kuşlar

Geliyor aklımıza minicik birkaç keyifsiz serçeyi ansak

 

Kerem et şeyhim kaç kez çıldıracağım daha/yüreğimden

Daha ne kadar girecek kanıma bu sessiz söylev daha

Durup kalsa idim o ölüler yurdunda yerde cesedim olsa

Boynuma vurulmuş her vebal soru işaretiyle tanınsa

 

İnsanlar ölüyor azizim Ortadoğu’yu karıştırdılar ya!

Bu yazı yorumlara kapalı.