"Enter"a basıp içeriğe geçin

Siyaset Edebiyatı

“İpliği Pazara Çıkmak…”

Sözde sihir vardır. Nebevi bir hüküm ve haber cümlesidir bu. Sözün esiri olur insan. Yani söz sihri açar, yayar ve işiteni sarar. Her söz sihirli değildir lâkin. Yani bir yere dokunan, dokundu mu müteessir eden söz ile dokunmayan, tesir etmeyen söz ayrımı da vardır. Çoğu söz lakırtıdan ibaret. Zira “özlü söz” dediğindir adama dokunan tesir eden. İpliği pazara çıkmak sözü özlü bir sözdür malumunuz. Bir özlü söze dair söz edeceğiz şimdi. Edebilecek miyiz? Yani adama dokunan bir söz edilebilecek mi burada? Olmayabilir. Zira hem adam hem söz lazım bir tesirden ve müteessirden… nihayet esirden ve hatta eserden sıra getirmek için. Özlü sözler, sözden evvel bir öz iktiza ediyor. Özdeyiş yahut darb-ı mesel tabir edilse de aynı hesap: deyişten evvel diyende ve denende öz olacak, darbdan evvel mümessil bulunacak. Yok iseler, telaffuz ettiğiniz kelam, “özdeyişler divanında” kayıtlı da olsa lakırtıdan ibaret kalacak ancak.

İpliği Pazara Çıkmak deyişi hem bir özlü söz zapt edilmiş olmakla hem de “özlü söz” iklimine ait demin beyan ettiğimizce bir nefes olmakla pek mücehhez nice kelamdan bir tanesidir. Adamın biri, kendinde uyanan hayretten gelen bir heyecanla koşa koşa arkadaşına varmış ve neşesini hâlâ kaybetmemişken demiş ki “bak bugün en az 50 liralık bir adam olduğumu öğrendim”. Söze nisbetle gördüğü hayreti tartan arkadaşı bi’şey anlamamış ve “iyi de ne para pek yüksek ne de kaç paralık olduğunu öğrenmek sevinç duymaya değer bir şeydir, ne anlayacağım ben bu haberden?” diye sormuş. Açıklama çok yerinde ama. Çünkü o neşeli efendi, kendisine rüşvet teklif edilen 50 lirayı kabul etmemiş imiş.

Herkes eti içinde, teni içinde bir kişi taşır. Ve o kişinin, her kişi için geçerli olduğu gibi bir fiyatı vardır. Hangi fiyata alıcısını bulduğu anda pazardadır artık. Kaça pazar olacağı fiyatıyla belirginleşmiştir artık. Fakat o pazar bu dünyada açılıduran bir pazar mıdır, değilse öte dünyadaki pazardır meğer açıklığa kavuşur ille de. Düşük fiyata baki dünyayı fani dünyayı almak için satan kimseler vardır aramızda. Bi’de aramızda, hiç verildiği görülmemiş yüksek fiyata fani dünyalarını satarak baki dünyayı kazanan adamlar vardır.

Kaç paralık bir ipten dokunduğu anlaşılınca şu kumaşın, pazardaki yeri de anlaşılmış olacak. Özlü sözü idrak edecek adam, kumaşı dokuduğumuz iplikle bir emsaldir teşbihimizde. Nasıl kesilmiş olursa olsun ve neyle boyanmış olursa olsun o kumaş yani kişi oğlu kişinin zevahirinden ne akseder sanılsa da, içindeki adamın kaç paralık adam olduğuna… yani neyden eğirilmiş ip olduğuna, ne kadar yorulmuş-çürüklemiş ip olduğuna nazar edilir. O nazara hakiki ruyet nüzul eder, tecelli olur ille de birgün.

Söze intikal etmeye mecali olmayınca işitenin, onu neye çağırsan, neyle çağırsan eni boyu, önü sonu belli bir dünya pazarıdır o çağırabileceğin yer ve çağırmaya yetişir fiyatı bugün olmasa yarın bulursun. Çünkü ipliğini pazardan saklayamaz ilelebed.

İşbu tebarüzeyi hiçbir mahluk başarmış değildir ve herhangi mahluktan hadis vesile göstermiş değildir. Ne bir kahindir kimin ipliği pazardadır bilgisine eren kişi ne gayyab, ne de kimin ipliği kaça pazar edilir bildiren biz sihir sözü vardır. Bu gizleri aşikar eden vukuatlardır, Halik’ın tahaddisleridir onlar ancak.

Kim pazar olur, kim hangi pazara olur gerçekte ancak ve ancak Allah’a malum. Ama insanlar birbirlerine zihinlerinde bir yer verebilemeyecekse imtihan muhale atılacağı için, bi’l-akis kıymetlendirme yetisi bulunmalıdır insanda. İşte o yetinin adı adalettir. Bir şeyin ait olduğu yere tertibi meselesinin mihengine ilişkin bilişsel birikim. Vukuatlar ve adliye birikimi nice özlü sözlerin hepsi kadar eden nimetlerdir insana. Ve o nimet sözün özünün beslendiği çokça pınarın fışkırdığı kudret pınarıdır. O pınarı dünya pazarları kurutur, kaybettirir. Dünya pazarları… yani uzlaşmalar ve bağışıklanmalar, bağdaşmalar ve bağıntılanmalar. Ne ki bu tür nasibetlerden ibarettir bütün hayatınız, dünya pazarında bugün olmasa yarın muhakkak alınır-satılır iplikten olduğunuzu sezen alıcınız-satıcınız çıkacaktır karşınıza. Pazarınız mahşere kalsın inşallah. Selametle.

Bu yazı yorumlara kapalı.