"Enter"a basıp içeriğe geçin

Taş Suya Değemez

I.

adını bilmediğim bir ağaç

nasıl kök salarsa

bir gün gireceğim

toprağın derinliklerine

öyle daldı bakışlarım

adını bilmediğim bir kuşun

kanat çırpışının peşinde

 

kelimeler yürüdü

bir sükûta düğümlenene dek

isimler pazarında yitecek adım

harf harf düştü kütükten

gördüğüm rüyaları unutunca

geceden bir karanlık kaldı payıma

 

ki bilirim seni sevmek için çok geç

yağmur geçmeden önce görmeliydim

saçlarından yükselen uykusuzluğu

kendini kül etmeden önce

görmeliydim ateşini

ve kendi payıma

almalıydım senden bir kor

ki beraber kül olmalıydık

kelimeler henüz yürürlükteyken

aramızda

 

seni öpmek için çok geç

cesedim kıyıya vurmadan

ecelimi kaza süslemeden önce

mısralardan bir kapı açıp

görmeliydik dünyayı

o bin canlı fani beyitlerde

 

senden bahsetmek için çok geç

yine de bir akşama dönerken ikindi

geçince sabahın keraheti

o dar aralıkta elimde kalemle

bir mısra ne kadar uzatılabilir

diye düşündüm sayfam yettiğince

ekledim kelimeleri ve eklendim şiire

kandırdım sadece kendimi

ve sonra biraz daha uyandım

kökleri ayaklaşmış bir ağaç gibi

dolaştım koridorlarda

kapıların ve duvarların

arasından geçtim

bir mısra daha kurmak için

kâğıtlarda

 

sonra pencereden baktım

perdeleri sımsıkı kapalı

bir başka pencereye

ve pervazda bekleyen kumrulara

sonra biraz daha uyandım

bütün geceyi işgal eden

uykusuzluğumdan

Suavi Kemal Yazgıç
Suavi Kemal Yazgıç

Latest posts by Suavi Kemal Yazgıç (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.