"Enter"a basıp içeriğe geçin

Uzak ve Yakın – 2

Kuşkunun üzeri açılıyor yoktan yere

Hemen taşınıyoruz içimizdeki eve.

Kaç defa dedim ki

Tek bir örtü serelim aramıza.

 

Evet, yoruyor ince düşünmek

Elimden başka türlüsü gelmiyor ki

Biliyorum ne yapsak kırılmaz / dünyanın kalınlığı

                        – arınalım –

Buğulu bir akşam üzeri

Kış güneşini kınıyor köpüklenen deniz.

Soğuk kum tanesine tutunmak gibi mevsimzilik !

En son ellerinden kayıp / hiç olmuştum -uzak bir hiç /

 

Ah şairin yarım kalmış mısrası

Çocuğun elinden kaçırdığı uçurtması

Ve akşam telaşı / iskeleden akıp giden hayatlar işte /

 

-İnsanlığımız

Aynanın kör bakışı ve hırsımız- yaşlı mızıkanın dişleri gibi …

Bunalmalar, ah çekmeler, duvar kağıtları ve sönen ışıklar

                        -Bizi sar – kaybolmayalım

 

Kuşlar göğsünden uçuyor gökyüzüne

Kahve fincanları sessizlikle ödeşiyor

                        -Bize gülümse / yenilmeyelim

 

Akrep / zamanın ensesi

 Manolya çiçeğinin boynuna uzanıp

 Uzak ve yakının arasını bulmaya çalışıyorum

Yerdeki buğday / daldaki yaprak rüzgarla sevişiyor

                        -Bize yaklaş / gitmeyelim

Ellerinden düşecek şehir / çiğ tanesi gibi

suyun umudu / su olacak yine …

                        – Bizi anlat / büyüyelim

Kapatsam pencereyi ne fark eder ki

Benden mi uzaklaşır kendi gerçeğim.

Latest posts by Ümit Zeynep Kayabaş (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.