"Enter"a basıp içeriğe geçin

Yarası Mühim Olan Çocuklar

Sokaklar insanlar ve markalarla dolu. Bilmediğimiz bir dil konuşuluyor, her yerde. Israrla dinliyoruz ama! Anlamaya çalışıyoruz. Anlamanın ne olduğunu anlamaya hem de. Belki bu sayede…

 

 

Işıkları söndürüp yatağına doğru yürümeye başlayan birisi ne kadar içindeyse hayatın, biz de en az onun kadar içindeyiz bu anlam verme yarışının. “Nasıl olacak bilen var mı?” bakışları atmayı hiç ihmal etmiyoruz, edemeyiz zaten yarış için önemli bir kural bu.

 

 

Dört defa söylemişti ama biz beşi bekliyorduk, dört defa yetmiyordu idrakimizin kaynayan kazanına.

Sahi, dedi, dinleyenlerden birisi, içinden. Dışından konuşmak ne mümkün! Bileni konuşturmuyorlar. Eline silah alan adamla, kitap alan adamı aynı kefeye koyuyor gazeteler. Israrla konuşuluyor; oradan biliyorum.

 

 

Yarası mühim olan çocuklar vardı ben küçükken. Hâlâ var. Ben düşünce kalkardım hemen, “oyna tamam bir şey yok!” derdim, kanamakta ısrar eden dizime rağmen. Onlar düşünce oyun biterdi. Biri suçlamaya başlanır, anneler/babalar gelirdi belki.

Ben daha çok düştüm. Zaten çok düşen az ağlarmış. Az düşen…

Şimdi büyüdük, büyüyoruz. Anlatılanları, konuşulanları dinliyoruz. Oyun aynı oyun, pek değişmedi esasında. Yine onlar yarası mühim olan çocuklar, biz ise kalkıp devam eden ısrarla.

 

 

Bu adamlar çıldırmış olmalı. Altıncı defa söylüyorlar; biz düşürmüşüz. “Kendisi düştü valla!” diyoruz, inanmıyorlar.

Ortalıkta zaten inanan yok. Diplere doğru belki birkaç tane. Ortalıkta durmayalım çatılarda silahlı adamları var. Kitaplarımızı hedef alıyorlar.

 

 

Gazeteler, idrakimizin kaynayan kazanına boca ediyorlar, yarası mühim olan çocukların masum(!) fotoğraflarını, onları savunan satırları.

Onlar oyunu oynamaktan çok, bizi suçlamaktan keyif alıyorlar, biliyorlar başka türlü kazanamayacaklarını.

 

 

Biz dinlemeye devam ediyoruz, anlamasak da söyleneni.

Işıkları söndürmeye gidelim, ellerimizde kitapla.

Latest posts by Fatih Türkyılmaz (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.