"Enter"a basıp içeriğe geçin

Yol Hikâyesi

Sonuna gelmişiz bize ayrılan sınırlı sürenin
Israrla son cümlelerimizi almak istiyor hayat
Toparla diyor heybeni, dök, özetle dilinin ucundakileri
Hiç solmayacak gül gibi salınıyordu oysa önümde yaşamak

 
Nereye gidersem gideyim, kol kola yürüyor keder
Dert diye bir gölge adımlıyor benimle birlikte zamanı
Bu olsa gerek dedikleri; “garibin çilesi ölünce biter”
Bitince lokma, yol dahi tutkuyla davet ediyor kervanı

 
Dünya… Tarif beğenmez, tanıma gelmez bir şekil misâli
Ne iyi olan kazanıyor, ne de kaybediyor tescilli kötüler
Bir kargaşadır ki, belli değil kimin cebinde bilmem kimin eli
Onun çün önce dünyalıklardan geçerek yola koyuluyor ârifler

 
Ömür… İki kısacık nefes arasında, bitmez sanılan dünya telâşı
Göz açıp kapama süresine sığdırılmış mutluluklar ve hüzünler
Kimininki madde yarışı, kiminde insan kalarak yaşamak arayışı
Derin suskunluklara gizlenmiş kodları tamtamlarla arıyor gâfiller

 
Burası handır hanımlar beyler; göz boyayan türlü sesler ve şekiller
Eskir yıpranır zaman, orda burda gezmekle, oynaşlarla oynamakla
İçinde kendinden geçilen meyhaneler, zevk merkezli sair haneler
Bitmez sanılan yol sona erer bir anda; telkin ve iki kürek toprakla

Latest posts by Erol Yılmaz (see all)

Bu yazı yorumlara kapalı.